her yere izler bırakan Baktığı her göz'de hayâl olan. Kalemi kanatlarıyla tutan,Çırpınışını yazılara yansıtan bir Siyah kelebeğim.Hepinizi beklerim.Hoşgeldiniz Efendim.!



30.09.2009

AŞK-IN ''B'' İHTER HALİ..


30 Eylül 2009 Çarşamba


Aşk iyi şeydir,hoş şeydir,aşk aranılası,buluncada hiç bırakmak istemediğimiz bir şeydir..Aşk yaş tanımaz..Irk,renk,dil bilmez..Davulun sesini yakından bile hoş duyar..Yasak tanımaz,kural bilmez,yaramaz söz dinlemeyen bir çocuktur aşk..Aklı ve manığı da yoktur..

Aşk çocuktur bana göre sevilesi,hatta ısırılası tatlı bir çocuktur aşk..Çocuk olduğu için sevimlidir karşı konulmazdır..Söz dinletemessin bu yaramaz çocuğa..
''Yapma'' dersin yapar,''gitme'' dersin gider,''elleme dokunma elin yanar'',dersin ama dinlemez,elini ateşe atar..Yandığı zaman ise hüngür,hüngür ağlar..Yine teselli ister elini yakan ateşten..

Yasak hep tatlı gelir aşk'a zararlı olduğunu bile bile bırakmaz elinden elma şekerini..İçindeki ses'i dinlemediği için vicdan azabıyla yanar..Saklanır köşe bucak kimse ona kızmasın,suçlamasın diye..Gizli gizli oynar yasak ve tehlikeli oyunlarını..

Ararsın bulamassın her yeri,aşk arka bahçeçedir aslında,elindeki temiz oyuncağıyla değilde,yerdeki çamurla oynamayı seçmiştir..Yerden aldığı toza toprağa şekiller verir hayalince..Çamur bulaşmış ellerini yıkar kimse farketmesin diye ..Çocuk ya işte elbisesine bulaşan çamuru farketmez..Yalanlar söyler ''yaramazlık yapmadım oynamadım çamurla''..

Bir daha o arka bahçeye gitmeyeceğine çamurlarla oynamayacağına dair sözler versede kendine..İçinde yanan çocuksu ateşi söndüremez..Zira aşk büyümeye mecbur bir çocuktur..Düşe kalka,ellerini çamura bulaya, bulaya büyüyecektir aşk..Yanlışlarınla, hatalarınla itilip ,kakılıp ,ezilip büyücektir aşk..

Tıpkı Aşk-ı memnu dizisindeki Bihter gibi işte bu yaznını başlığı bu yüzden Aşk-ın ''B''ihter halidir..Bihteri'in yaşadığı aşkta tıpkı okuduğunuz bu yazı gibidir..Yasaktır,çekicidr,tatlıdır,ama tehlikelidir..Sonu yoktur..Zira aşk büyüyecek,büyüdükçe de eski sevimliliği kalmayacak ağzında acı bir tat bırakacaktır..Belkide elbisesinden hiç bir zaman çıkmayan,çamur lekesi olarak kalacaktır..

Elindeki süslü, bakımlı ve güzel bebeği bırakıpta,çamurla oynamak zaten çocuk işidir.. Bunu ancak Aşk yapabilir..AŞk zaten büyümeye mahkum bir çocuktur..Tıpkı Bihter'in içinde büyütmeye çalıştığı aşk çocuğu gibi..


28.09.2009

ZAMAN AKIP GİDER YORULMADAN..

28.09.2009 Pazartesi..

Bu yazı'nın başlığı çok eski bir şarkıdan alıntıdır..Ama gerçekten de doğrudur..Zaman akıp gidiyor hiçmi hiç yorulmadan..Bizi yoruyor bizi yaşlandırıyor ve sürekli bizimle dalga geçiyor..Aslın da zaman da yaşlanıyor..Her yeni gün,her yeni ay,her yeni mevsim,yılları getiriyor..

Ramazandı,sahurdu,iftardı,bayramdı derken günler ne çabukta geçti..Ağustos'un 20. de başlayan heyecan ve değişim evresi artık kendini tamamladı..Okul heyecanı bile yerini,Kitap defter,dersler ve sınav telaşlarına bıraktı..

Heyecenlar kendini telaşlara bıraktı..artık soğuk hava bile bayağı hissetiriyo kendini..
Yeni başlangıçlar değişimler,yenilikler insanoğlu için ne kadar da önemli yaşam kaynağı gibi birşey..


''Hayatım monotonlaştı'' diyoruz ya aslında yok öyle birşey..Her yeni ay,her yeni mevsim,her yeni gün,yeni bir başlangıç ve değişimdir bizler için..köklü olmasada alışıla gelmiş yeni değişim ve başlangıçlar heyecan veriyo ve ruhsal atmosferimizi değiştiriyor..

Mesela Sonbahar'ın başlangıcı,havanın bulutlanması,yağmurların sonbahar tadında yağmaya başlaması,hem ruhumuz da hemde evimizde atmosferin değişmesine neden oluyor..Düşüncelerimiz,bakış açılarımız, duygularımız nasılda değişiveriyor..

Yavaş,yavaş kış'a girmenin de heyecanı bastırmaya başlıyo,Yeni bir yıla girmeye bile çok az bir zaman kaldı..Şimdiden hediye alışverişleri'nin heyecanı başlamıştır belkide..Yeni yılda yeni iş,yeni aşk heyecanı ve beklentileri..''Daha yeni yıla girmeye çok zaman varr'' dediğinizi duyar gibiyim ama öyle demeyin zamann su misali akıp gidiyor.. Zamanı durdurmakta imkansız ve değişimlerin olmamasına da hiç bir engel yok..

Her zaman hazır olun değişme,Hayatt'a heran her şey olabilir.. İçinizdeki heyecan, beklenti,değişim hiç bitmesin selamlar sevgiler..

27.09.2009

SEVMEK ZORUNDA DEĞİLSİN BENİ



Sevmek zorunda değilsin beni..


Ben sevdim ya bana yeter..Karşılıksız da olsa aşkım,yansada yüreğim cayır cayır,Sevmek zorunda değilsin beni..

Yaşlı bakışlarıma baktı ya,yeşil gözlerin, Başak sarısı saçların düştü ya omuzlarıma,Diliniden dökülen acıların aktı ya yaşlı kalbime..yinede, Sevmek zotunda değilsin beni..

Bİnlerce ten değdiyse de tenine, tanımadıkların dokunduysa bile ellerine,dostça sığınmış olsanda limanıma
Yinede sevmek zorunda değilsin beni..

Ezilmişliğini,masumluğunu,acılarını kaydumda koynuma yar ettim..Penceremde bulduğun yaralı kuşu iyileştirdimde gönderdim..Senden gelen tek kurşunla yerlere serildim..Yine de Sevmek zorunda değilsin beni..

***************************

Bayramın 2. günü okumaya başladığım , bir solukta okuyup 3. günü bitirdiğim kitaba hitafen yazdım bu şiir'i ..Yaşlı cemil'in yaşlı kalbiyle yazdım..

Okuduğum bu kitap,Sinan Akyüz'ün ,Sevmek zorunda değilsin beni adlı kitabıydı..Yıllar önce eşini ve 2 kızını bir feribot kazasın da kaybetmiş,71 yaşında ise kendisin den yaşça oldukça küçük,sarı saçlı yeşil gözlü zorla fuhuşa itilmiş,günlerce tutsak edilmiş,dayak yemiş,güzeller güzeli Yeşime olan aşkını anlatıyor bu kitap..

Yeşim sevdiği adam'a inanıp evden onunla birlikte kaçar ve,sevdiği adam Yeşim'i bir genel eve satar..
Bu Hikaye bir hayat kadını'nın acılarla dolu hayat hikayesi..Yıllar önce eşini ve 2 kızını feribot kazasın da kaybeden acılı bir adam olan 71 yaşındaki cemil'in sonunu getiren, bir hayat kadını'na olan aşkı'nın hikayesi..

Öyle acı,öyle şaşırtıcı bir hikaye ki bir solukta okudum..Hayatta bir insan'ın başına neler gelebilir,nelerle karşılaşabilir,bunları öğrendim..Gencecik güzel bir genç kızın nasıl tuzaklara düşürülüp hayat kadını oluşunu,yaşlı ve ölümü bekleyen bir adamı'ın
Bu acılı hayat kadına aşık oluşunu,ona kol kanat gerip,dertleri'nin limanı oluşunu..ve,ölümü'nün sevdiği kadın'ın vesilesi ile tek kurşunla nasıl kapı önün de öldürüldüğünü ibret alarak okudum..

Bu kitaptaki hikaye,gerçek bir hikaye..Gazetelerin 3. sayfa haberlerinden çıkmış gerçek bir hayat ve aşk hikayesi..
Umarım sizde bu kitabı en yakın zaman da okuyup,hayatın acı gerçeklekleriyle bire bir yüzleşme imkanı bulusunuz..
Sevgiler saygılar sunarım Efenim..

Dip not: Yukarda okumuş olduğunuz şiir alıntı değildir.. tamamen bizzat kendime aittir..Bu kitaptaki hikayeden fezy alınarak yazılmışır..

ARKA KAPAK:

"İnsan karşılıksız sevebilir mi?" diye sordu.
O anda ona gülümsedim.
"Sen beni seviyorsun ya," dedim.
"Sevdiği kadına kötülük yapmış biri nasıl olur da onun
kendisini karşılıksız sevmesini bekler?"

Aşk sınır tanır mı? Peki ya acı? Acıya nereye kadar dayanılabilir?
Karşılıksız sevgi var mıdır? İnsan bir başkasını koşulsuz sevebilir mi?
Seven adam kıskanır mı gerçekten?
Kıskançlık etrafındakilere zarar verme hakkını verir mi?
Namus iki bacak arasında mı, yoksa kafanın içinde midir?
Belki imkânsız aşk, belki de gerçek...
Her ne olursa olsun aşk için her şeyle, herkesle savaşmaya değmez mi?
Başak sarısı saçlı, zümrüt yeşili gözlü, güzeller güzeli Yeşim
ve ona sırılsıklam âşık olan Cemil'in hikâyesi var bu kitapta.
Bir 'hayat kadını'nın hayat hikâyesi...
Tüm çıplaklığıyla...
Hayatın acıtan gerçekliği sizin de canınızı yakacak.
Her biri yayınlandığı dönemde çok satan ve çok okunan Yatağımdaki Yabancı, İki Kişilik Yalnızlık, Bana Sırtını Dönme, Etekli İktidar kitaplarının yazarı Sinan Akyüz'den aşkın sınırlarını zorlayan yepyeni bir roman.