her yere izler bırakan Baktığı her göz'de hayâl olan. Kalemi kanatlarıyla tutan,Çırpınışını yazılara yansıtan bir Siyah kelebeğim.Hepinizi beklerim.Hoşgeldiniz Efendim.!



anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.08.2010

YORGUN SAVAŞÇI SAHALARDA.

Hepinize merhabalar Çok özledim sizleri. Bloğumu, yazmayı çok özledim. Daha öncede dediğim gibi yaz aylarını pek sevmem. Hele ki aşırı sıcaklarda çok durgunlaşırım. Aklım durur adeta. Kafam karışır, ruhuum daralır hiç bir işe elimi atamam. Ama artık yavaş yavaş havalar normal seyrine dönmeye başladı. En azından biraz rüzgar esmeye başladı. Durum böyle olunca bende sahalara yavaşça süzülmeye karar verdim. yokluğumda merak edip yorum bırakan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Bu sıkıcı yaz döneminde aslında kayda değer pek bir şey yapmadım ama Oğlumun Sünnetini aradan çıkardım. Ağustos'un 14'de Oğlumu sünnet ettirdik. Evde ailecek ve bir kaç dostumuzla Sünnet kınası yaptık. Ardından eyüp sultan ziyaretimizi yaptık ve hemen haftası oğlumuzu sünnet ettirdik. şimdi bir tek sünnet mevlüdümüz kaldı. O nuda hayırlısıyla bititirsem biraz olsun rahata kavuşacam.
Annem bu yıl ameliyat olduğu için seneye bırtakmıştık sünnet olayını ama beklemeye gerek olmadığına karar verdim. Çok fazla masraf etmekten büyük şahaşalı bir sünnet düğünü yapmaktan kaçındım. ülkemizde bu kadar maddi sıkıntı yaşanırken, insanlar iş aş, para bulamazken, bana büyük paralar hasramak eşime masraf yaptırmak yakışmazdı. Bu nedenle oğlumun sünnetini aceleye getirdim. Küçük bir törenle oğlumun sünnetini hayırlısıyla nihayete erdirdik. Darısı tüm erkek ailelerine İnşallah. Oğlum bu yıl ilkokul 1. sınıfa başlayacak okullar açılmadan da kurtulmak istedim. Sünnet mürüveti bile uğraş verici bir olay. Ve insanın sırtında bir kambur gibi yük oluyor. Fazla tefferuata girmediğim halde çok yoruldum. Ama çok şükür Allah yardım etti.

Annemi merak edenleriniz varsa sağlığı iyi ama morali iyi değil. Artık çalışamıyor eskisi gibi. Yarım insan oldu kadın. malülen emeklilik için gerekli yerlere başvurdular babamla. En azından emekli olursa artık çalışmasına gerek kalmayacak. Paşa paşa maaşını alacak ve geçinecek. Bunu neden paylaştım. Dua istiyorum arkadaşlar. annemin emekli olup rahata çıkması için sizden de Dua istiyorum. Artık çalışmasını istemiyorum. Evinde oturup sağlığına dikkat etmesini istiyorum. Allahımdan tek temennim bu. Duanızı eksik etmeyin.

2010 yılı bana çok iyi gelmedi. Çok sıkıntılar atlattık maddi, manevi, sağlık açısından zor bir sene oldu. Hâlâ da sıkıntılar devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda feraha rahata çıkarız.
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum ve oğlumun bir kaç Sünnet fotosuyla sizleri başbaşa bırakıyorum
























































30.06.2010

BİR EV'E MEKTUP...



Bu mektubu sana yazıyorum...
Dün gece çok ağladım ama rüyamda.
O büyük kapından girdim içeri. o eşi benzeri olmayan kokunu çektim içime.
o kocaman koridorunda gezdim göz yaşları içinde.
çocukluğumu aradım odalarında , amcamın askerlik resmini aradım duvarlarda.
Babaannemin mis kokulu yemeklerini aradım mutfakta.
Dedemim ayak seslerini, yeğenlerimin koşuşturmalarını dinledim sesizce.
Kimse yoktu odalarında, mutfağında.
En acısı da buydu ya...
Her şey bir rüyadan ibaretti.
Sende mi özledin bizi.
Bizden sonra kimse eğlendiremedi değil mi seni?
Çocuk çığlıklarıyla, şen kahkahalara sen de hasret kaldın belki bizim gibi.



o zamanlar sessiz olan sokağın şimdi başka ellerde, odaların kimbilir şimdi kimlerde.
Bir gün gelsem sana sahiplerin izin veriri mi içeri girmeme?
İzin verirler mi kapılarına el sürmeme?
Camlarına buhar yapıpı küçük bir kalp çizmeme izin verirler mi?
Ayak bastığım yerelerine bir kaç damla göz yaşı bıraksam ne derler ki?


Kapı önün de baksam karşımda duran Galata kulesi'ne.
Özlem nasıl bir şey bilir misin sen?
Senden sonra neler oldu tahmin edebilir misin?
Büyüdük hepimiz.
Yorulduk hepimiz.
Öldü sevdiklerimiz.
Senden sonra çok ev gezdik ama sevemedik senin gibisini.
Seninle paylaşılanlar paylaşılamadı bir daha hiç bir evde.
Toplanamadık eskisi gibi öyle neşeli öyle kalabalık.
Senle karşılaşmayı çok istiyorum.
Beni anımsayacaksın biliyorum.
Bir gün geleceğim sana, sarılacağım duvarlarına.
Parmak izlerimi bırakacağım sana hatıra.
Eskilerden haber getireceğim sana.
Bellki bir kaç resim çektireceğim seninle yanyana.
Her özlemim de bakıp ağlayacağım.
Doğduğum güzel ev, Çocukluğumu bıraktığım ev.
Neşemizi, sevinçlerimizi, hatıralarımızı iyi sakla.
Belki birileri gelir bir gün onları senden ödünç almaya.










2.05.2010

HEPİMİZ İYİLEŞECEĞİZ.



Yalnızlığın en tepesinde bir siyah kelebek kanatlarım yorgun. Sesizce etrafıma bakar oldum.
10 nisan'da başlayan büyük koşuşturma ve mücadele işte tamda bu gün sesizliğe gömüldü.


7 senelik evlilik hayatımda annem ile bu kadar yakın bukadar çok paylaşmamıştık hayatı. Tam 22 gün sonra uzun süren bir paylaşım son buldu bir kaç saat önce. Annemi hastaneden sonra kendi evime almıştım. Bir hafta bizde kaldı. Ona o kadar alıştım ki içim acıdı o gidince. Çok yalvardım biraz daha kal diye ama evini özledi. Tek çocuğu ben değilim ki.

Dİğer kardeşlerim ve babam onsuz yalnız kaldılar. Ama şimdi de bende annesiz kaldım. Evlendiğim zamanı hatırladım da hiç bu kadar üzülmemiştim. Canım annemin bu günde doğum günüydü. Kız kardeşim bir pasta aldı Anneme süpriz oldu. Pastasında ki mumları üflerken dua etti. Hala hayatta olmanın yeni yaşını kutlayabilmenin sevinci yaşadı.

Ama tam ayrılık vakti geldiğinde Benim güçlü olmam gerekirken bir hata yaptım ve Anneme sarılıp ağladım. Onca günü neredeyse koyun koyuna yaşadık. Uykusuz geceleri, ağrılı sancılı stersli günleri ve sıkıntılı anları günlerce birlikte yaşadık. Adeta hemşirelik yaptım. Gece ani bir öksürük krizi tuttuğunda hemen kalktım uykumdan. Sevdim okşadım.

Geçecek annecim bitecek deyip saçını okşadım bir bebek gibi. Annem giderken ''İpekk Sana çok ağlayacağım kızım'' dedi. İkimizde çok ağladık. Ama yine son tesellileri yine biz verdik birbirimize. Güçlü olacağız ve bu zor günleri yeneceğiz dedik. Hepimiz ailecek iyileşeceğiz. Sadece annem hasta değil hepimizi hastayız. Ancak o iyi olunca bizde iyileşeceğiz.

Benim huysuz annem, benim kaprisli annem, benim çocuk annem. Beni inan ki hiç üzmedin. Sana yardımcı olmak benim için büyük bir keyifti. Tek üzüntüm gidişin oldu. Keşke biraz daha kalabilseydin. Ama gelicem annecim seni hiç yalnız bırakmayacağım.

Canım benim. KIZLARIN SENİ ÇOK SEVİYOR. seni TÜM AİLEN ÇOK SEVİYOR. BU SEVGİYLE HEPİMİZ İYİLEŞECEĞİZ

12.04.2010

ANNEMM



Sagır ve dilsiz bir anneden doğan 10 kardeşin en sonuncusuydu annem
Ben ilk gözlerimi açtıgımda ve annemi ilk gördüğümde 14 yaşındaydı daha... saçları iki yandan örülmüş sanki bir ilkokul talebesiydi. Ben annemden önce büyüdüm o çocuk kalmıştı çünkü daha çocuk olmadan evlenmiş anne olmuştu,

Daha kendi büyümeden, saçlarının örgüsü çözülmeden, masum bakışları gitmeden, daha üzerinde ki bebek kokusu bitmeden bebeginin kokusunu giymişti üstüne.Çok yakışmıştı ona bu koku kendi kokusuylada beslenmişti çünkü.Kucagına aldıgı o kız bebeğin bir oyuncak olmadığınında bilincideydi.

Daha anasının mis kokan koynundan yeni ayrılmıştı daha ayrılık nedir evlilik nedir
bilmeden eşini de yani babamı da gönderdi vatan borcuna,Asker etti o küçük elleriyle . Kendi asker karısı ben ise daha kundakta asker kızı olmuştum.Ne tuhaf insanın geçmişiyle yüzleşmesi O günlere geri gitmesi. Anamın ben kundaktayken bana içirdigi anason kokusu burnuma geldi şimdi.Birde o güzel hiç bir şeyde tadı bulunmayan annemin sütü.İnsanın bebekliğini anlatması ne tuhaf.Annemin o yıllarda neler yaşadığını nasıl anlayabiliyorum,nasıl hatırlayabiliyorum?
Annemin bana verdigi o sütten yaşadığı herşey benim ruhumamı geçmişti acaba?

Babamın anneme yazdığı ilk asker mektubu geldi şimdi aklıma.Kapı çaldı babaannem o uzun koridoru yürüdü anarşistler vardı ozamanlar çok korkmuştu babaannem.Bismillah çekti açtı kapıyı bir postacı kapıda babaannem telaşlı ürkek çekingen dili titrek.
''Buyrun'' der.
postacı: ''Gözün aydın ayşe hanım kenan dan mektup var''
Annem bunu duyunca beni elinden nasıl kanapeye bıraktıgını o uzun koridoru nasıl ayaklarını vurarak koştugunu hissetmiştim.
''Gözün aydın fatma eşinden gelen ilk asker mektubu. dedi postacı.

Fatma gözü yaşlı ağlar kayınvalidesine sarılıp. Babaanem okuma yazma bilmez annemde dayımın askerde öğrendigi ve ona öğretti kadarı ile öğrenmiş okur yazarlıgı. O mektubu artık kaç saate okudu bilemiyorum ama ne kadar mutlu oldugunu biliyorum.
ilk sevincini,ilk üzüntüsünü hayatla ilk kavgasını ilk keşkesini,ilk pes edişini eline ilk aldıgı oyuncagına anlatmıştı.Annemin ilk oyuncagı bendim
Beni ilk öpüşünü ilk koklayışını sarıp sarmalamasını kundagıma damlattıgı ilk göz yaşını,hepsini kopyaladım kalbime

Annecim o telli dolabın içine neler koyduk birlikte neler sakladık sen sağır ve dilsiz olan annene el diliyle, vücüt diliyle anlatmaya çalışırken herşeyi, biz konuşmaya üşengeç kaldık. Anne sana hayatım boyunca teşekkür etmem gereken bir çok şey var belki ama, tek bir şey için teşekkür edicem sadece. Okula başladığım ilk gün yanımda olmanı istiyordum ve oldun. saçlarıma kurdelalarımı sen taktın ünüformamı sen giydirdin okulda ilk defa okudugum istiklal marşında yanımda oldugun, beni sınıfıma getirdiğin için, sırama oturtup öpüp cesaret verdiğin iiçin, yanımda olduğun için çok teşekkür ederim. canım küçük annem.

Resimdekiler: Annem ve kız kardeşim



Annem ve biz yani ailemiz, zorlu bir süreçten geçiyoruz. Perşembe günü Ameliyat olacak. Kalbinde 3 damarı tıkalı malesef. BYY PASS ameliyatı olacak. Duaya ihtiyacımız var. Canım annemin iyileşip yeniden sağlığına kavuşmasını diliyoruz. Ve tüm hastalara acil şifalar diliyoruz. Blogum sizlere emanet. kısa bir süre için aranızdan ayrılıyorum. Annemin tedevasi bittikten sonra daha mutlu daha güzel haberlere aranızda olmayı umud ediyorum...
Sizleri Yaradan yüce ve güzel mevlaya emanet ediyorum.
Hoşçakalın

Siyah Kelebek
İpek.

5.04.2010

SENİ ÇOK ÖZLEDİM HEMDE ÇOK




Öyle çok özlüyorum ki seni anlatamam. Öyle çok hasretim ki senli çocukluğuma ne kalemim yeter yazmaya, neden dilimde kelime. Sen vardın bir zamanlar kanınla canınla, seni her zaman göremesemde, bir yerlerde var olduğunu bilmek bile bana cesaret veriyordu. O hiç vazgeçmediğin lacivert süveterin ve kravatınla tam bir İstanbul beyefendisiydin. Hala da öylesin. O sıcasık buğulu bakışların hep üstümüzde. dinmeyen gözyaşlarınla ıslanıyor şimdi rüyalarım.
Canım. Seninle gittiğimiz piknikler yok şimdi. o mis gibi kır kokuları artık yok. Ve biz eskisi gibi değiliz. Bildiğin gibiyiz aslında bıraktığın gibiyiz ama değiliz. Sen gideli 1 yıl olmuş ne çabuk olmuş. Ve ben seni sık sık rüyamda görür oldum.
DÜn gece yine girdin rüyama. Hüzünllüydün elini tuttum öptüm. ağlıyordum... sende ağlıyordun. ağlaştık ayak üstü. Ve senin yolun ayrıldı benden. Özledin mi bizi. özeldin mi? Biz seni çok özledik. Burnumun direği sızlıyor be canım.offff çekiyorum. Ara, ara gizli gizli ağlıyorum. İnan ki senle dolu dolu yaşadım ben çocukluğumu. Sana hasret değilim. Ama özlüyorum seni. Aslında şanslısın biliyor musun?

Bu dünyada hepimizi tüm değer verdiklerini mutlu yuvalarını gördün. Hatta torundan torun bile gördün. Daha dinçtin aslında. Ama yinede içindeki hüzne dayanamadı yüreğin. Ben seni her özlediğimde, kelimeler büyüyor içimde. Çağlıyor, coşuyor sana olan sevgimi ve özlemimi içimde büyütüyorum daha çok.

Çok özlüyorum seni Dedeciğim. Ellerini, bakışlarını, bizi ( torunlarını) görünce tutamadığın gözyaşlarını özlüyorum. O Galata kulesin deki büyük kapılı evdeki yaşanmışlıkları özlüyorum. Biliyorum sende bizi özlüyorsun. Gözün hep buralarda. Merak etme herşey yolunda. Sen rahat uyu oralarda.
Canımmm dedemm hep gel hep ol Rüyalarımda.



Yazan: Sİyah Kelebek

1.04.2010

ŞAKADIR ŞAKAAAA


Bu gün 1 Nisan değil mi?
Ben neredeyse unuttum.


Nisan'ın 1. günü şaka günüdür. Herkez birbirine soğuk, saçma sapan şakalar yaparlar. Ben hiç sevmem. Çok sinir bozucudur 1 Nisan şakaları benim için. Arkasından atılan hohohoho hahahaha iğrenç kahkalarda beni çileden çıkarır. '' Nasıl yedin ama Kekooo'' diye de karşındaki insanı aşşağılar bir tavır sergilenir.

1 Nisan şakası yapmadım yapmam da. Bana çok, anlamsız gereksiz geliyor. Bu sabah kız kardeşim tarafından yapıldı banada 1 Nisan şakası. Aslında aklım başka yerde olmasaydı bunun bir şaka olduğunu anlardım ama sağlık sorunlarım nedeniyle kafam adeta bir tuğladan farksız olduğu için, gerçek sandım ve çok korktum. Akabinde
''1 nisaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnn hahahahaha'' kahkaları gelince telefonun diğer ucundan, şeytana uymadım; içimde biriktirdiğim kötü kelimeleri sarfetmedim kız kardeşime :)

Ha birde unutmadan, 1 nisan gününde aldığımız her kötü haberi de şaka sanıp '' hıh yemedim canım 1 nisannnnnn diyeceğini biliyorum''. ''Yok kız valla gerçek şu oldu, bu oldu''. deriz ama karşımızda ki kendini o kadar kaptırmıştır ki 1 Nisan'ın o şakacı karakterine, bir türlü olayın aslında bir şaka değil gerçek olduğunu anlamaz. Şakadır şakaaaa der döner arkasını gider.

Nisan 2 olur ve 1 Nisan'da şaka sandığı olayın karşına kahkaha olarak çıkmadığını görünce, işte o zaman anlar şaka olmadığını.

Ama şuda bir gerçektir ki. Bazen insanlar değil ama Nisan'ın ilk günü de bize şaka yapabiliyor. Bana yaptı mesela. kızım hariç ben eşim ve oğlum Malesef dün gece gıda zehirlenmesi teşhisi ile hastaneye kaldırıdık. Tahliller iğneler, serumlar derken, sabahın 6 sında eve geldik. Biz anne ve baba olarak daha iyiyiz ama hala tam olarak kafayı toplamış değiliz.

Anlayacağınız Nisan 1 bize de şaka yaptı. Ama bu defa güldürmedi. Allah korudu bizi valla. Sizi üzmek istemezdim ama oldu bir kere. Ama üzülmeyin daha iyi olacağız bir kaç güne.

Biliyorsunuz Her hafta Cuma günü yaptığımız Sanal röportajımız sağlık sorunlarım nedeniyle ve konuğumun yoğunluğu nedeniyle yetişmedi. O yüzden Sanal röportajımızı önümüzde ki cuma gününe erteledik. Şimdiden anlayışla karşıladığınız için teşekkür ederim.

Efenim işte böyle. Ben değil ama umarım siz güzel bir 1 Nisan geçirmişsinizdir. 1 Nisan her nekadar sinir bozucu bir gün olsada umarım sizin için eğlenceli geçmiştir.
Yeni ayın Hepimize önce sağlık, sonra huzur ve mutluluk getimesini diliyorum. Mucizelerele dolu süprizlerle dolu güzel bir Nisan ayı geçirmeniz dileğimle.
Sevgi ve sağlıcakla kalın.

15.03.2010

KAHRAMANLARIM.

Hafta sonu cuma akşamı taksimdeydik. Annemlerde kaldık o gece. Ama oğlumun hastalanmasıyla tatsız bir hafta sonu geçireceğimiz belli olmuştu. Akabimde zincirleme tatsızlıklar yaşadık. Ama pazar günü Kız kardeşimle bir taksim turu attık ve bir nargile cafeye gittik. Tavla eşliğinde nargile keyfi yaptık. Biraz tadım yerine gelmeye başlamıştı. Eşimin son anda katılımıyla birlikte. Sinemaya gittik. Görmeyi çok istediğim Eyvah Eyvah filmine gittik. Beyoğlu Atlas sineması öyle kalabalıktı ki. Anlatamam. yıllar önce sinek avlayan sinemalar, şimdi tıklım tıkıştı. Oğlumun ilk sinema deneyimiydi. Patlamış mısırmızı aldık ve kurulduk koltuklara.
Film başlamadan önce, yeni vizyona girecek filmlerin tanıtımı yapıldı. Önümüzdeki günlerde çok güzel filmler girecek vizyona. Türk Sineması gerçten harika filmler çıkarıyor artık. Bilet fiyatlarıda aslında uygun. Haftalık ufak birikimlerle, 15 günde bir sinama keyfi yapılabilir. Eyvah eyvah filmine gelince. Çok güzel buldum filmi. Hani doya doya güldüm dersiniz ya, biz gülmeye doyamadık bu filmde. Espriler o kadar dozunda ve kararındaydı ki, gülmeye doyamassınız.


Türk Sineması bence Recep İvedik'ten sonra 2. kahramınını da yarattı gibi geliyor bana. Ata Demirer Klarnetçi Hüseyin Badem karakteriyle çok başarılıydı. Filmde nerdeyse hiç küfür yoktu. Tam Aile ile izlenecek bir filmdi. Trakya insanının saflığı, temizliği, çıkarsız sevgisi, yardım severliği bu filmde o kadar güzel anlatılmış ki, İzlemenizi tavsiye ederim.
Kötü başlayan bir hafta sonu iyi bitti diyebilirim. Aslında bu haftasonumun iyi geçmesini sağlayan. Bunu başlangıcını sağlayan canım kardeşim Avşar'a çok teşekkür ederim. Hak ettiği teşekkürü henüz kendisine sunamadım ama, Yeniden birlikte bir nargile keyfi çok iyi gelecek. Size birşey söyleyimmi. Valla kardeş olsunda çamurdan olsun beyaa :)
Ve işte!!! Siyah Kelebek Bu hafta sonunun kahramanlarını açıklıyor, Avşarım, Cennetim, Annem, Babam, Ve tabiki Eyvah eyvah Filmi, Hüseyin Badem.


Varya, benim okadar güzel bir ailem var ki. Anlatmaya kelimelerim yetmez. Ailem benim KAHRAMANLARIM.


Bu arada 19 Mart'da Sinemalarda gösterime girecek yeni bir film tanıtmak istiyorum size,
Ben izlemeyi çok istiyorum. frağmanı çok ilgimi çekti. Ve frağman müziği beni çok etkiledi.
19 mart'da vizyona girecek olan BÜŞRA adlı film'in frağmanıyla başbaşa bırakıyorum sizi
İyi seyirler.

Şimdilik hoşçakalın.



9.03.2010

SİYAH KADININ BEYAZ KIZI CEMRE SUYUM İYİ Kİ DOĞDUN. ANNESİNİN BEBEĞİ.

Aslında üzgününüm. Elazığda olan depreme çok sıkıldım. 51 Vatandaşımızı kaybetttik. kerpiçten yapılan evler, yıkıldı gitti. Bir çok köylü vatandaşımız sokakta kaldı çadırlara sığındırlar. Allah yar ve yardımcıları olsun. Ama deprem gerçeğini hala anlamış değiliz ya ben en çok ona üzülüyorum. İnşallah bir daha yaşanmaz bu acılar.
Evet üzgünüm ama, her acının içinde bir çiçek açarmış ya. İşte tam 3 yıl önce bu gün 9 Mart sabahı Kızım Cemre su dünyaya geldi. Bu gün benim prensesimin, su perimin, cemokam'ın yaş günü. 3 yaşına bastı benim çok bilmiş cadı kızım. 3 yıl önce Allah bana bir çocuğun daha olacak müjdesini verdiği gün, çok ağlamış ve çok üzülmüştüm. Hiç hesapta yoktu. Oğlum daha 2 yaşındaydı daha anne olmaya çalışırken 2. çocuğumun olacagını öğrendiğim gün şok olmuştum.
Ama 9 mart 2007 günü onu kucağıma alınca Allahım'a binlerce kez şükür ettim. İyi
ki dünyaya gelmiş ve iyi ki doğmuş dedim.
Zaman hızla akıp giderken, çocuklarıma sevgim bağlılığım daha bir artıyor. Büyüdükçe daha bilgili ve anlayışlı çocuklar olmaya başladılar. yoktan anlayan, ''Hayır'' dediğimde kabul eden kanaatkar çocuklar olmaya başladılar. Şansılıyım. Çünkü Allah bana bir erkek, bir de kız evlat verdi.

Canım kızım cemokam Cemre suyum. Su perim, İyi ki doğdun be annesini bebeği. İyi ki doğdun bebemmmm.
3. yaş günü kutlu olsun. Allah, senin ve Ağabeyinin hep güzel günlerini görmeyi bize nasip etsin bize. DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN Siyah kadının Beyaz kızı
İYİ Kİ DOĞDUN.

Bu arada birinin daha doğum günü bu gün. onun içinde başka bir post yacazam. mutlaka okuyun.



5.11.2009

NESİLDEN NESİLE ULAŞAN 30 YILLIK KÜÇÜK KÜRK KABAN..



Efendim tanıştırayım bu benim kızım Cemre Su..Henüz 2,5 yaşında..Bu üstünde görmüş olduğunuz kürk kaban ise Bu zamana kadar kızıma giydirdiğim en eski giysi özelliğini
taşıyor..

Öyleki; Bu küçük kürk kaban nerden baksanız 28-30 yaşında..
Bu kabanın ilk sahibi ortanca amcam'ın kızı Nalan dır..
Nalan kızım yaşlarında iken bu kabanı çok giymişti.Ben de o yıllarda çok küçüktüm ..

Nalan büyüdükten sonra bu küçük kürk kaban Onun kız kardeşi Nihal'e kaldı..Oda bu kürk kabanı giydi..Şimdi Artık ikiside büyüdü evlendi Anne oldular..

Amcam'ın hanımı, Nalan ve Nihal'in annesi ve aynı zamanda benim süt Annem ve Yengem Güler,bu kürk kabanı eltisine verdi yani benim Annem'e..Annem bu kabanı o zaman daha küçük yaşlarda olan kız kardeşlerime giydirdi..

Şimdi onlarda büyüdü biri liseyi bitirdi..Diğeri ise lise 2.sınıfta..
bu küçük kaban'ı Annem sakladı..Hiç kimseye vermedi..Ben kızımı dünyaya getirdikten sonra,Annem bu kürk kaban'ı bana devretti.. Şimdi Artık bu kaban'ı benim kızım da giyiyor..

Bu 30 yıllı küçük kürk kaban'ın üzerinde,nice el izleri,nice yaşanmışlıklar ve özlem ve hasret duyduğumuz kokular var..
Ailemiz de yaşlananlar oldu,kaybettiğimiz büyüklerimiz oldu..
bu kürk kabanı giyip şimdi evlenip çocuk sahibi olanlar oldu..
Yıllar hepimizi yaşlandırdı ama bu küçük kürk kaban hiç yaşlanmadı ve nesilden nesile ulaştı..kimbilir daha kimler giyecek bu kürk kaban'ı..

Tıpkı eski resimler gibi,bu kürk kaban da anılarla dolu..Şuan hayatta olan yada olmayan Aile büyüklerimizin el izleri ve yıkasanda asla çıkmayan kokuları var..
Keşke dili olsaydı da konuşsaydı bu kürk kaban..Geçmişi ve gelecekteki bu uzun yolculuğunu..Bizi yine çocukluğumuza götürseydi..
Hiç aklıma gelmezdi bir gün bu küçük kürk kaban ile ilgili bir yazı yacacağım..Hayat herşeye gebe..Bir gün bu kaban'ın benim kızama kalacağını ve kızımın da bu kaban'ı giyeceğini hiç tahmin etmezdim..Bu kaban'ı kızım büyüyüne kadar giyecek..Ve bu kaban'ı bende tıpkı Yengem gibi,Tıpkı annem gibi en iyi şekilde saklayacağım..

Taa ki yine ailemizde Bir kız çocuk dünya ya gelene kadar..
Bu aile yadigarı küçük kürk kaban dilerim ki,daha nice neslimize ulaşır ve kıymeti bilinir..

2.11.2009

AH BE ISSIZ ADAM


Soguk bir bayram akşamıydı.. Yine annemlerin evindeydik.. Hayat arkadaşım çoçukları anneme bırakıp biraz taksimde gezelim teklifini yaptı.. Taksim deyince akan sular duruyo bende. Taksim ilk Yardım Hatanesin de doğup ve 25 yaşına kadar taksimde yaşamış biri olarak taksim demek benim için hayat demek..Hiç tereddüt etmedim tabii 17 yaşında bir genç kız gibi fırladım büyük bir heyecanla, annem mutfaktaydı..Hemen yanına gittim onun yanına giderken de 10 yaşında küçük bir kız olmuştum ellerine sarıldım ''Annecim çocuklara 1 saat sen bakarmısın taksime kadar bir gidip gelsekmi acaba''? diye mahçup ama küçük bir kız çocugu gibi izin almaya çalıştım.Canım annecim hemen izin verdi bende hazırlandım ve eşimle dışarıya çıktık.. Tophaneden Galatasaraya yürüdük ordan istiklale 10 dakikada ulaştık öyle bir kalabalık vardiki cadde iğne atsanız yere düşmezdi.
En çok sevdiğim de oydu zaten istikalin kalabılığı. Her tür insan var ve ne ararsanız oradaydı parfüm kokularına karşımış midye tava kokuları, o meşhur çiçek pasajından gelen kokereç kokuları ve fasıl sesleri bambaşka bir gezegendi Beyoğlu İstiklal Caddesi.Eşim sordu bana ''ne yapmak istersin? nereye gitmek istersin''? diye o an için bir karar vermemiştim az daha yürüdük bir afiş vardıki,o afişi görünce fırladım. ''ben bu filmi görmek sitiyorum ne olur'' dedim eşime yalvarırcasına.o afiş ıssız adam filmi'nin afişiydi.. Eşim her zamanki gibi burun kıvırdı.''ne işimiz var yahu gidelim güzel bir yemek yiyelim bişeyler içelim'' dedi.Ben istemedim astım suratımı beş karış :=) ee tabiki dayanamadı ben kazanmıştım''tamam tamam kızma hemende surat asma madem öyle gidelim, ama Aroğ da oynuyo ona gid elim istersen'' diyerek bana öneride bulumadan da edemedi.Ee erkek milleti işte romantik ne varsa her zaman kaçtıkları gibi yine kaçma teşebüssünde bulundu ama ben ısrarlıydım o filmi izleyecektim.
Sine pop sinemasına girdik çok kalabalıktı bir sürü film oynuyordu ve salon daha boşalmamştı yarım saat bekledik eşimin etrafına şaşkın ve de sıkılmış tavırlarıyla.Neyse, filmin oynadıgı seans bitmiş ve aşağı inen insanlara baka kaldık herkez salya sümük ağlıyodu kendi aralarında konuşuyorldı ''şu sahnesi bu sahnesi'' diye.eşim bir peehhhhh etti ''ne filimmişki bu böyle herkez aglıyo''.dedi :=)'' üff sen anlarsın ki zaten'' dedim eşim güldü tabii..

Yeni seans başlamak üzreydi ve salona alındık.Salon yine çok kalabalık el ele sevgililer, yalnız başına gelmiş erkek ve bayanlar, bir yandan da gözlem yapıyordum.Salonun çogu yalnız gelmişti filmi izlemeye.Film başladı ve izlemeye koyulduk bir kaç sahnesi biraz erotik içerdigi için bazı izleyicilerin utangaç kıkırdama sesleriyle bizde gülmüştük :=) Ama az sonra kıkırdamalar yerine hıçkırık sesleri gelecekti .Filmin sahnelerini çekildigi yerleri görünce çok şaşırmıştım. ilk okulumu okudum sokak,Galata Kulesi etrafı, istaiklalin caddeleri,galatasaray sokakları hep buralarda çekilmişti film çocuklugum ve gençligimin geçtigi sokaklardı oralar.Ben filmi unutmuş filmdeki mekanlara dalmış oralarda geçen anılarımı canladırmıştım gözümde.Bir de filmde çalan eski şarkılar yokmuyodu ah ah büyülenmiştim.filmi anlatmaya gerek yok zaten herkezin hayatında bir çok anı bırakan ve acısı bitsede unutulmayan aşkları anlatan bir filmdi.. Ee eski aşkları anmadan geçmekte olmazdı yani :=) Yanımda hayatımı paylaştığım sevgili eşim, kulagımda o eski şarkılar,gözlerimde çocuklugumu ve gençliğimi bıraktığım cadde ve sokalar, ehh birazda aklımda eski aşklar.

İki saat içinde boynuma 5 'i bir yerde takılmıştı sanki. Bir çok duyguyu o iki saat de yaşatmıştı o film bana.Eşim ise ellerimi sıkıca tutup filmi büyük bir zevkle izliyordu.ve bende arada ona tebessümle bakıyordum.Ve filmin son sahnesi gelmişti iki eski aşık yıllar sonra karşılaşırlar ve birbirlerini hiç bir zaman unutmadıklarını sadece bakışlarıyla anlatırlar son kez sarılırlar ve Ayla Dikmen başlar söze anlamazdım şarkısıyla.

Salonda sadece hıçkırık sesleri vardır. ve benim elimde bir acı.. Eşim o kadar etkilenmişki filmden ağlamamak için kendini sıkarken elimide sıkıp acıttığının farkında bile değildi. :=) Biz yufka yürekler ise hemen ağlamaya hazır ve nazır göz pınarlarımızda beklettiğimiz yaşları çoktann koyuvermiştik bile.Anıra anıra ağlamak neymiş bire bir yaşamıştım artık korkacak bişey yoktu ..Ve film bitmişti artık sinamadan dışarı çıktık temiz havayı içimize çektik elimde mendil bir yandan akan burnunu ve gözyaşlarımı siliyordum.
Cep telefonlarmızı açtık.Bu ruh halinden nasıl kurtulacamızı düşünüp biraz gülüşürken cep telefonum acı acı ve çok sinirli bir şekilde çaldı.. Arayan annemdi ve bize şöyle seslendi ''kaç saatiirr nerdesinizzzzzzzzzzzzzzz meraktan öldükkkkkkkkkkk'' Sinamaya gitmeye son anda karar vermiştik ve haberde vermemiştik annemin o sinirli haykırışıyla o ruh halinden bir anda kurtulmuştum.. Aklıma hemen 1 saatliğine Annem'e emanet ettiğim çocuklarım geldi ve onları nekadar özledigimi düşündüm.. Koşar adımlarla eve geldik elimizde boş gelmedik tabii annemin ve çocuklarımın gönlünü almak için beyoğlunun en sevilen yiyeceklerinden alıp onların gönüllerini almıştık.O akşam bir çok duyguyu bir çok anıyı 2 saate sığdırmıştım ve çokkkk mutlu olmuştum.Canım annem ve sevgili eşime bir kez daha teşekkür ler.:=)

NOt: Bu yazıyı aylar önce yazmış ve yayınlamıştım..Belki bazı okuyucalar hatırlayacaktır..Bu akşam Şhow Tv de Issız Adam Film'i Tv de ilkez izleyiciye sunulacak..Bende bu film'i sinama da izlerken ki anımı birkez daha ısıtıp sizlerle paylaşmak istedim..

2.10.2009

VEE BENN..! ÇAKMAKÇI KIZ..

02 Ekim 2009 Cuma



Gün geçmiyor ki ilginç birşey gelmesin başımıza..Oğlumun ana sınıfına başlaması ile birlikte,benim durgun hayatım da haraketlendi..Hafta içi hergün 12:30'da oğlumu okula bırakıp akşam üstü 17:30 da almaya gidiyorum..Tabi bu arada okula gidiş ve dönüşlerde,komşularım ve oğlumun sınıf arkadaşları'nın velileri ile sohbet etme imkanı da buluyorum..

Farklı bir boyuta geçtim ve kendimi tamamiyle bir anne gibi hissediyorum artık..Çok farklı bir duygu imiş öğrenci annesi olmak..Günde iki defa dışarı çıkıyorum, etrafa bakıyorum,markete,pazara gidebilmek daha kolay geliyor artık bana dediğim gibi yolda bir çok komşumla da sohbet ediyorum ama, bir haftadır bir bayan ile sık sık göz göze geliyoruz..Bakışıyoruz ve gözümüz bir yerden ısırıyor ama kim olduğunu çıkaramıyoruz.. Bu bayan da her gün oğlunu okula getirip görütüyor.. Daha önce o çevrede hiç görmemiştim onu ama daha önce görüp aynı ortamda bulunmuştum bunu hissedebiliyordum..

Ama kimdi bu kadın.. Bana geçmişi hatırlatan, çookk eskiden beri yüzü ve ifadesi beynime kazılmış,gördüğüm andan itibaren ise onu daha önce tanıdığımı bana hissetiren bu kadın kimdi..
Her okula gidişimde karşılaşıp,kısa bir süre bakışıp ''acaba nerden tanıyorum''diye aklımızdan geçiriyoruz..
O da beni tanıyor ama nerden?

Dün daha fazla içimizi kemiren bu merakı zapt edemedik..Ve çocukları okuldan aldığımız da okul kapısın dan çıktık.. Ben oğlum ve kızımla birlikte önden yürürken arkamda bana ulaşmaya çalışan hızlı adımlar hissetim..
Kadın yanımda belirdi yürür vaziyette..Tam zamanıydı..Daha fazla beklemek istemedim ve söze girdim..

''Seni nerden tanıyorum..Tanıyorum yüzün çok tanıdık ama çıkaramadım'' dedim
Kadın:
'' Bende seni çıkaramadım bir türlü.. Nerden tanıyorum acaba seni''

Ben:
''Daha önce çalıştınmı? belki iş ortamından tanıyorumdur seni''..

Kadın:
''Evet çalıştım..Belki senle aynı iş yerinde çalıştık''

Ben:
''Daha önce nerde çalıştın? hangi semtte''..

Kadın:
''Şişli de bir alış veriş merkesinde'' dedi..


Bir andan hayal kırıklığına uğradım ''yok'' dedim ..''ozaman yolda karşılaştığım biridir'' dedim içimden..

Kadın şansını bir kez daha denedi ve,

''Sen Tohanede çalıştınmı hiç'' diye sordu..''Ben tophanede oturuyordum 6 yıl önce evlendikten sonra buraya taşındım'' dedim..

Kadın: ''ehh işte tamam şimdi çıkardım seni biz seninle birlilkte çalıştık..Tophanede Çakmak atolyesinde'' dedi..


Birlikte çalıştığımız bir kaç arkadaş isminide verince ,''Tamam'' dedim ''tanıdım seni''..Yıllar ama çokk yıllar önce oturduğumuz tophane semtin de,bir çakmak atolyesi vardı..Zippo çakmak imalatı yapıyordu ve birde anahtarlık yapılıyordu bizde bu atolyede işçi olarak çalışıyorduk..Orda çalışan işçiler den mahmut adında genç biriyle flört ediyordu bu kadın.. O zamnlar çok gençti tabi 17 bilemedin 18 yaşında genç bir kızdı bende hemen hemen o yaşlardaydım..

Adı elifti bu kadın'ın ve O iş yerindeki aşkıyla evlenmiş, bir oğlu olmuştu..Şimdi bizim oturduğumuz mahalleden ev almış 1 yıldır da bizim mahallede oturuyormuş..

Ne enteresan Yıllar önce ben çakmakçı kız olarak çalışıyormuşum ve unutmuşum..Bana geçmiş yıllarımı o işyerini ve o işyerinde geçen günlerimi hatırlattı bana..Yolda yürürken kısa sohbetler ettik..Eski günleri yaad ettik..Dünya ne küçükmüş..Nerden nereye..Çakmakçı kız oldum,tezgahtar kız oldum,Çaycı kız oldum..Sekreter,muhasebeci kız oldum,Bankacı kız oldum..Ve sonun da evimin hanımı çocuklarımın annesi oldum ve bu hatıraları yazan bir bloğğer oldum..

Bu anılarımı hatıralarımı eski oturduğum semti,çalıştığım o çakmak imaalat atolyesini,bana hatırlatan elif arkadaşıma çok teşekkür ediyorum iyiki onunla karşılaşmışım..

Ve bir teşekkür ve şükür de Beni Yaratan'a Bana geçmişimi unuturmayan,bana unutluması imkansız tecrübeler yaşatan ve bunlarla büyümemi olğunlaşmamı sağlayan..bunları yazmam içinde beni yetenekli kılan Allahıma şükür ediyorum..Ve

Hepinize selamlar sevgiler sunuyorum..

23.08.2009

kILIÇ ALİ PAŞA CAMİİ VE ESKİ ANILAR..

23,08,2009 PAZAR
Ramazan ayların da en çok sevdiğim olaylardan biride teravih namazıdır..Çocukluğum dan beri iftar dan sonra evde abdestimizi alır,Uzun eteklerimizi, çoraplarımızı,biraz gösterşli baş örtülerimizi aldıkmı doğruuu Tophane Kılıç Ali Paşa Camisine..Biz İstanbul Tophaneliyiz..Ailem hâlâ Tophanede oturmaktalar ben ise evlendikten sonra göçtüm..Göçtüm dedimse çok uzaklara değil tabiki yine İstanbul içi ama Çok özlüyorum oraları arada gidiyorum ama Uzun zaman oldu Teravih Namazlarına gidemiyorum..

Çoçukluktan evlenen kadar çok gittim teravih namazına semtimizde bir çok camii olmasına rağmen ben hep Kılıç Ali Paşa Camisine giderdim..İçi de dışı kadar çok büyüktür..Çok ferahtır..Kadınlar bölümü erkekler bölümün den daha geniş ve daha ferahtır..Saraydan bozma cennet gibi bir camidir Tophane Kılıç Ali Paşa Camii..
Yeşil üzerine bordo şeritli halıları,Koskacaman devasa boyuttaki ışıl ışıl parlayan avizesi,Derin mi derin Gök Kubbesi,Eski çini işlemeli,Arapça Ayetleri..NEfis ve huzur dolu Anlatması zor dur onun güzelliğini..
Babam yıllardır hep o camide namaz kıllar o camide Ezan okur..Ramazan ayların da İmsak vaktinde Sabah ezanı'nı okur..Yatsı ezanı'nı okur ve ardından başlayan teravih namazı'nın son rekatlarında ki Kurr'an ayetlerini okur..İlahi grubuyla birlikte ilahiler okur..Bende Babamı gözyaşları içinde dinler Büyük bir mutluluk ve huzurla Teravih namazımı kılardım..
Ama bazen de kız arkadalarımla giderdik camiye..Allah Affetsin ama son rekatlara yakın hoca bir hızlanırdı ki Pat küt,pat küt,bammmm gümmmmm :))) diye kıldırırdı namazı..Bizde kendimizi tutamaz gülmeye başlardık..Namaz falan kalmazdı tabi..Ne kafa, ne göz,ne diz ne de mecal kalırdı zavallı bizde..

Ama çokta gülerdikk..Arkamızda duran yaşlı teryezeler de..Şiiiişşttt diye bizi akıllarınca uyarırlardı ya biz daha çok gülerdik töbe töbe..:)) neler geldi aklıma yahu..Eve zor gelirdik Allah sizi inandırsın..Bacaklarımız bir ağrırdı ki sormayın..Hemende uykum gelirdi yorgunluktan ahahah:)) ayyyyy idare edin kafa yine kaydı benim..

Evlendikten ve ard arda iki çocuk olduktan sonra Teravih namazlarına gidemez oldum..Elimden geldiğince evde kılamaya çalışsamda Teravih namazları cemaatle ve camii de kılınması daha bir güzel ve anlamlı geliyo bana..İnşallah en kısa zaman da hiç olmassa Kadir gecesi gitmek istiyorumm bakalım nasip kısmet..Eğer yolunuz Tophane Kılıç Ali Paşa Camiisine düşerse aklınıza siyah kelebeği getimeyi unutmayın sevgiler selamlar hayırlı mutlu bol bereketli iftarlar..
NOT:resimler netten çalıntırdır:))

2.08.2009

DELİ BAŞAK ERKEĞİM

Ah ah blogcum ah ne sen sor ne ben söyleyeyim..Bende bir deli varki,evlere şenlik..
Titiz mi titiz,delimi deli,çatlağın ta kendisi,tam bir Başak adam desek yeridir..Bende Kova kadın,didişip duruyoz..O yapıyor ben bozuyorum..ona göre biraz aykırı geliyorum..



O düzenlİ, tertipli,temiz..Ben ise;Temiz,Zoraki titiz ve dağınık biriyim..Rahatıma düşkünüm..Gezmeyi sever alıverişe bayılırım..Su severim ama,temizlik te değil duşta ve deniz de..O ise her akşam viledayı alır eline siler geçer parlatır..Alışkanlık olmuş adam da yapacak bişey yok..


Her akşam didişiyoruz..''Ben sildim bu gün elleme silme be adam ''ama yooooookkkkk..İllaki elinden geçecek.
Rahat uyuyamaz yoksa..Aslında laf aramızda titiz olması iyi düzenli olması benim işime yarıyo ne yalan söyleyim ama, bazen bunaltıyo gerçekten..Özellikle pazar sabahları,kahvaltı dan sonra o'nun temizlik günüymüş gibi bütün odaları tek tek dolaşıp,koltukları ve yatak altlarını çekip silmesi beni deli ediyo..



Ben ise pazar günleri genelde pek temizlik yapmam..Kabasın dan geçerim toparlarım sadece..Pazar günü tatil moduna girerim sanki bişey varmış gibi..Hıh! Ama bütün bütün gün ayaktayım.. Ev hanımı ,anne,eş ve blogger'im ne çok rütbem var, ama madalyam yok malesef kimseye yarandığımız da yokk..Bekarken ne anneme ne babama yaranamadım..Evlenince biraz rahatlar beni anlayan bir eşim olur dedim ama, nerdeeeee..Yok yok adamım'ın hakkını yemiyeyim şimdi haksızlık etmeyim..


İyidir hoştur da biraz başak ruhundan uzaklaşsa ve rahat olsa ne iyi olurdu..Kendine zarar veriyo bu hali onu sinirli yapıyo,huysuz yapıyo..Ben kova kadınıyım..En ilk konuşan ama herzaman dediğini yaptıran, biriyim..Geçte olsa istediğim şeyi elde ederim..Bu konuda eşim benle başa çıkamıyor..Ama titiz olması konusunda ise ben onunla başa çıkamıyorum..Ama Her ne kadar ipleri eline alma çabasında olsada alamayacağını biliyor..İç işleri bakanı olarak koltuğumu kimselere bırakmam..


Valla ben evde iş yapan erkek sevmiyorum..Elbette yardımcı olmalı düzenli ve de titiz olmalı ama, asla temizlik konusun da yemek yapma konusunda iddialı olmammalı..Üstünden çıkradttığını sağa sola fırlatmasın..Banyoyu bulduğu gibi bıraksın, ve temiz koksun yeter yani..
İllaki eline bir süpürge ve bez alıp temizlik yapmasına gerek yok..Benim eşim bir çok meziyete sahip, Boya badana dan tutunda elektirik, tesisat, mobilya tamir, bakım, araba işleri, herşeyden anlar ve ne yazıktırki temizlik konusunu da çok iyi biliyor..Bunların arasında bilmediği tek şey yemek yapmak çok şükür'ki bunu bilmiyo..Yani evde 2 gün yalnız kalsa dşardan asla yemek yemez, evde bir yumurta kıramaz, yine ellerime düşerr ve zafer benimmmmm yaşasınnnnnnn :) ay ay kıyamam ben ona beyaaa severim kocamı başak adamım o benimmm ..Başak gibi sarıdır..temizdirrrr ayy aramızda kalsın genelde bu kadar yağ çekmem yüzüne karşı şımarmasın diye..Çok severim ben eşimi titizliğine gıcık olsam da..Şimdi ne kadar da nankörsün diye yorumlar gelebilir..Haklısınız biraz nankörlükte var :)



Artık kızmıyorum bırakıyorum titizlik onu mutlu ediyorsa yapsın..Herkezin bir yapısı var ve değişmez..Başım da kaynanam yok diye sevinirken anasının oğlu işte kaynanamı hiç aratmıyor sağolsun ..Allah başımızdan eksik etmesin,sağılıkla mutlulukla hep başımızın ucun da olsun..


İyi pazalar diliyorum hepinize sevgiler..

30.07.2009

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN ÖRÜMCEK ADAM..




Dünya ya bir daha gelsem sevgilim arar bulur yine seni severim..Cennete değişmem saçının telini
ömrümün yettiği kadar seni severim..



Bu şarkı sözleri , evimde yaşayan biricik örümcek adamıma hitafen yazılmıştır..Tam 5 yıl önce böyle bir 30 temmuz günü bana anne olma sevinci yaşatan oğluma yazıyorum bu yazıyı..
Oğlumm sana yazıyorum bu yazıyı..Bu gün tam 5 yaşını dolduruyorsun bebeğim..Kocaman adam oldun artık..Her derdimi dinliyorsun..Bana yoldaş oluyorsun kız kardeşine örnek bir ağabey oluyorsun bitanem..
30 temmuz sabahı sabah 9,30 da seni kucağıma verdiler,miniciktin annecim, çok güzeldin,çok tatlıydın..



İlk defa anne olma'nın sevincini seni kucağıma alarak yaşadım..Seni kucağıma aldığım an anne olmuştum..
Sana gözüm gibi baktım sen zaten benim gözümsün..İlk göz ağrımsın..Artık bebek değilsin,Hayata ilk adımını atacaksın artık.. Eylül de ana sınıfa başlayacaksın ve okul hayatına atılacağız hep birlikte..
2004-2009 Dolu dolu beş yıldır benim yavrumsun,benim oğlumsun..Gün geldi ağladın,gün geldi güdün,hasta oldun,eğlendin,bazen beni çok üzdün karşılıklı oturup ağladık senle..Sen ağlarken bende ağlardım bazen..

Çok uslu olduğun anlarda vardı,çok huysuz çekilmez olduğun anlarda ama,her şeye rağmen benim bitanemdin sen örümcek adam..Şimdi 5 yaşındasın 6 yaşın dan gün alacaksın..Her dakika koltukların tepesin den yerlere zıplıyorsun,örümcek adam gibi..Beni bıktırıyosun bezdiriyosun,''Oğlum aşşağıda yaşlı teyze var ayıp zıplama kadının tepesinde'' desemde dinlemiyosun..Çok dik kafalı olucaksın sen valla yandık..



Daha şimdi den evlenme planları yapıyosun her gördüğün kıza evlenilecek kız gözüyle bakıyorsun çapkınsın da maşallah..Hemen büyüyüp çalışmak istiyosun,ama özlellikle babanın atolyesin de çalışmak istiyosun..Baban Mobilya ustası olmanı,ağaç tozu yutmanı istemiyor..Daha iyi daha temiz bir mesleğin olsun istiyoruz..kararı büyünce sen vericeksin canım oğlum..Her Anne ve Baba gibi bizlerde sizlere çok düşkünüz yavrum..Hep iyi olman, mutlu olman,huzurlu olman için dua ediyorum..
Geleceğin parlak ışıklarla dolsun her günün aydınlık olsun,sevinç ve bol kahkahalar peşinde olsunn..Ömrün çok uzun olsun Allah acınızı hiç göstermesin..
Bilki sen mutluysan bizlerde mutluyuz..


SENİ SEVİYORUZ ÖRÜMCEK ADAM..
DOĞUM GÜNÜ'N KUTLU VE MUTLU OLSUNNN..
BERKAY EFE 'YE KOCAMAN SEVGİLERİMLE..

Yazan:Annen




8.07.2009

ÇİĞDEM-3-

O gün aldığım kötü haber tv'den gelmişti..Çiğdemin sevdiği genç, Mehmet,Tunceli'de terörist çatışmasında şehit düşmüştü..Böyle bir haber nasıl şok etmezdiki insanı? nasıl üzmezdi, hasta yatağında yaşam savaşı veren çiğdemin hayatta tek sevdiği,umut beslediğ,kavuşmayı beklediği, sevgilisi,askerdeyken şehit olmuştu..En acısı ise,biz mehmetin kısa zaman sonra izine gelmesini ve sevdiği'nin yanına gelip moral vermesini beklerken, ''o'' askerde şehit olmuştu..O da genç ,hayat dolu,umutları olan bir ana kuzusuydu..

sevdiği kız yaşama savaşı verirken., Mehmet,ise vatanını bayrağını,milleti korumak için savaş vermiş ve bu savaşta Sevdiğin'den önce kara toprağa girişti..
Ağlasan'da bağırsan'da artık olan olmuştu.. Çiğdemin hayalleri bitmişti..Sevdiği çocuk artık Şehit olmuştu..
Bu kötü haberden Çiğdemin haberi olmamamalıydı

Hastaydı,İyileşmesi nin en büyük ilacı moraldi ve O nu hayata bağlayacak en sevdiği varlık artık yoktu..Ama o bunu bilmemeliydi..Hemen telefon ettim çiğdemin evine ..Telefona annesi çıkmıştı, Allahtan,çiğdem uyuyordu..Zaten görüşmek istediğim de çiğdemin annesiydi.. Sakin olmasını söyledim Mehmet 'in şehit olduğunu ama sakın bunu çiğdeme belli etmemesini söyledim..''Bir kaç gün tv açmayın, gazete almayın..'' dedim

Çiğdemin annesi telefon'da şok olmuştu, sesi titredi ''Sakın'' dedim eğer ağlarsa çiğdem uyanır ve eninde sonunda bunu öğrenirdi..Bir kaç gün çiğdemlere gitmedim üstümdeki şoku atlatmam lazımdı..Hasta arkadaşımın karşısına bu şekilde çıkamazdım.. Bir hafta kadar sonra tekrar ziyerete gittiğimde biraz üzücü ve birazda çiğdem adına sevindirici bir haber daha aldım..Mehmet şehit olmadan 2 gün önce çiğdeme mektup postalamış ve mehmet şehit olduktan 1 hafta sonra çiğdem mehmettin kendisine yolladığı mektubu almıştı..

Mehmet mektubun'da uzun bir müddet haberleşemiyceklerini, dağ operasyonu na çıkacaklarını merak etmemesi gerektiğini, ve çiğdemi çok sevdiğini yazmıştı..Evet uzun ca bir müddet görüşemiyceklerdi..Çünkü mehmet bu mektubu yazdıktan ve yolladıktan 2 gün sonra şehit olmuştu..Ama çiğdem, in içi rahattı.. Mehmetin son mektubu olduğunu bilmiyordu.. enin de sonun da yine görüşme umudu taşıyordu..

çünkü sevdiğinin şehit olduğunu bilmiyordu..uzunca bir zaman geçmişti..ve ben işten ayrılmıştım.. bir ay kadar bir zaman tatile çıktığımdan dolayı,Çiğdemle görüşememiş ara ra telefon'dan haber almıştım..Tatil bittikten sonra, çalıştığım mağazaya eski ardaşlarımı görmek için gittiğimde,Yeni bir haber almayı hiç beklemiyordum..

Arkadaşlarım çok üzgün bir haldeydiler..Hepsi nin yüzü asıktı, birşeyler olduğunu anlamıştım ama aklıma hiç gelmemişti, ve bana''Çİğdem öldü,çiğdemi 2 gün önce kaybettik '' dediler..

Son zamanlar'da hastalığı kötüleşmiş,ve aradığım zamanlarda annesi bana hep iyi oldğunu söylemişti..Çiğdemin teyzesi nin yanına tatile gittiğini.. evde olmadığını söylemişti..

Aslında çiğdem, ben aradıım zamanlar da hastanede yaşam savaşı veriyormuş..Çiğdemin annesi benim tatilde olduğum için bana bu kötü haberleri veripte tatilimin zehir olmasına gönlü razı olmamıştı.. ve işte tatil dönüşü çiğdemi tanıdığım o mağazada ölüm haberini almış ,olduğum yere yığılıp kalmıştımm..Daha hayatı nın baharın'da 20 yaşında hayatını mahfeden kanser hastağına yenik düşmüştü..

Çiğdem yaşama savaşını kaybetmiş ve hayata gözlerini kapamıştı.. Ölene kadar sevdiğinin şehit olduğunu bilmemişti..Ve artık iki sevgili öteki dünyada kavuşmuşlardı.. Mehmet askerde ,şehit olurken bir kaç ay sonrada çiğdem ölmüştü.. Yüce allah o iki masum ve temiz kalp in ayrı kalmasına razı olmamıştı.. onlar gerçek hayatta kavuşmuştu..

Hemen gittim baş sağlığı diledim..Mezarını'da ziyaret ettim.. Çiğdemin ölümünden bir ay sonra annesi o evden taşındı.. ve yıllar sonra tesadüfen karşılaştık çiğdemin annesiyle.. Beni ilk gördüğü ve bana sarıldığı gibi yine ağlayarak bana sarıldı.. Birbirimize sarıldık ve uzun uzun ağladık..Son günlerin'de o nun yanında olmamıştım, bu'da ayrı bir hüzündü benim için..Ama Sevgi teyzem yani Çiğdemin annesi, Beni çok sevdiğini Çiğdeme çok iyi bir arkadaş olduğumu ve çiğdemin'de beni çok sevdiğini kulağıma titrek ve üzgün sesiyle fısıldadı..

Sevgili çiğdem Yıllar sonra seni böyle bir yazıyla anacağım hiç aklıma gelmezdi..Yaklaşık 14 sene geçmiş,ve ben seni hiç unutmadım arkadaşım..Toprağın bol olsun..Üzerine yıldızlar yağsın..Umarım senin için böyle bir yazı yazıdığımı bir melek gelip senin kulağıına fısıldar..Hiç unutulmadığını sana söyler..ALLAHIN RARMETİ ÜZERİNDE OLSUN MELEKLERİN HEP YANINDA OLSUNN..CANIM ARKADAŞIM..


SON SÖZ: VATANIMIZI MİLLETİMİZİ BAYRAĞIMIZI KORUYAN,TÜM ŞEHİT ASKERLERMİZE ALLAHTAN RAHMET,AİLELERİ NE SABIR VE BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUM...ŞEHİTLER ÖLMEZ BU VATAN ASLA VE ASLA BÖLÜNMEZ..

BİTTİ

7.07.2009

ÇİĞDEM-2



Evet ''o'' kadın çiğdemin annesiydi ama ne olmuştu'da bu kadar ağlıyordu?..Aklıma önce çiğdemin hastalık bahanesiyle,evden kaçtığı ve sevdiği çocuk mehmetin yanına gittiği geldi..Çünki arada böyle şeyler söylerdi..Annesi mehmetle evlenmesine izin vermesse, evden kaçabileceğini söylemişti..

Ama durum benim sandığım gibi basit değildi..Çiğdemin annesi patronu sordu önemli birşey konuşmak istediğini söyledi.. Patron kendi odasında hiç birşeyden habersiz oturuyordu..İçeri aldık çiğdemin annesini,ve anlatmaya başladı..
''Çiğdem çok hasta..Karnında bir kitle tespit edildi..Bu kitlenin kanser olduğu açıklandı''
İşte bu sözler çiğdemin annesi'nin ağzından çıkan sözlerdi..O anki üzüntümü tarif edecemiycem..
Gencecik güzeller güzeli bir kız,hayalleri umutları vardı,hiç ummadığı bir anda kötü bir hastalığın pençesine düşmüştü..Çiğdem beni annesine anlatmış tarif etmiş, beni kendine en iyi arkadaş seçmiş annesine'de bu şekilde anlatmıştı..

O gözü yaşlı kadın beni mağaza önünde gördüğünde çiğdemin tarif ettiği arkadaşı olduğumu anlamış, ve beni bir anda kendi kızı yerine koymuştu ve boynuma sarılıp ağlamıştı..Anne kızının hastalığını açıklamıştı patrona ve patron bir miktar para çıkarıp verdi ve elinden ne geliyorsa yapacağını söyledi..
Çiğdem hastahane de yatıyordu ve bir kaç gün içinde ameliyat olacaktı..Çiğdemin annesi bana ''Çiğdemi yalnız bırakma,arada ziyaretine gel seni görünce çok sevinir moral olur '' demişti..O günden sonra her fırsatta hastaneye ziyarete gittim.. moral verdim, hatalığın dan haberi yoktu sadece apandist ameliyatı olduğunu biliyordu..
Asker olan sevdiği genç mehmet, çiğdemin hasta olduğunu öğrenmiş sık sık telefonda görüşüyorlardı..
Çiğdemin annesi hasta kızına moral olasun diye görüşmelerine izin vermişti..Bu çiğdeme daha da bir moral olmuştu..Tahlil sonuçları iyi ye gidiyordu..
Ama çok zayıflamıştı çiğdem..Boynunu sağa sola çeviremiyordu..
İştahı hiç yoktu, ve sürekli yediğini çıkarıyordu..Gördüğü tedavinin, yan etkileriydi herhalde..
Ramazan aylarındaydık, ve akşam teravih namazına gideceğim diye anneme yalan söyler..Çiğdem lerin evine giderdim saatleri kovalar teravih namazı bittikten sonra eve giderdim..
Arkadaşıma moral olsun,biraz yüzü gülsün annesiyle paylaşamadığı şeyleri bana anlatmasını sağlardım.. Biraz olsun onun ferahlamasına yardımcı olurdum..
Ben hala, mağaza'da çalışmaya devam ediyordum..
Çiğdem hastahane'den evine çıkmıştı..Sık Sık, iş çıkışlarında yanına gidiyordum arkadaşlık ediyordum..hafta sonu evde olduğum bir gün..Öyle kötü bir haber geldiki,bu haber beni adeta yerle bir etti.. Bu haberi aldığım gün sanki başıma kaynar sular dökülmüştü..
Bütün hayaller bitmişti.. Dünya tersine dönmüş, gözlerimdeki yaşları durduramıyordumm..Koca bir çığlık attım ''hayır hayır,olmaz, bu olmamalı..Bu şekilde bitmemeli''
Böyle bir bitiş beklemiyordum..herşeyin düzeleceğine inanıyordum..Böyle bir son'u ancak ya filmler'de yada romanlar'da okumuştum ben..

DEVAM EDECEK..

6.07.2009

ÇİĞDEM


Şimdi okuyacağınız yazı, 3 bölümden oluşuyor..Bire bir yaşadığım ve tamamen gerçek bir olaydır..


Bundan çok yıllar önce 17 yaşında falandım..Taksim'de bir mağaza'da tezgahtar lık yaptığım bir dönmedi..Magaza'da çok sevdiğim bir arkadaşım vardı adı Çiğdem'di 19 yaşında minyon tipli kumral kısa kıvırcık saçlı ela gözlü çok cana yakın bir kızdı çiğdem..İkimizde aynı mağaza'da çalışıyorduk..

O benden önce işe alınmış ve ben yeni işe başladığım zaman bana çok cana yakın bir arkadaş örneği olmuş çok yardım etmişti..

Sabahları poğaça,börek gibi yiyecekle alır aşağı kattaki bayan reonun'da kahvaltı eder dertleşirdik..
Bir sevdiği vardı çiğdemin..Adı Mehmet 'di..yakında askere gidecekti.. Birbirlerini çok sevmelerine rağmen aile baskısı yüzünden bir türlü adı konulamamıştı aşk'larının..Çiğdemin annesi bu aşka onay vermemişti..

çünkü mezhep farklılığı vardı..Ama onlar çok sık görüşemeseler bile birbirlerini seviyorlardı..
Mehmet askere gitmişti..aradan bir kaç ay geçmişti,ve Çiğdem sürekli hastalanır olmuştu,iş yerinde sürekli bir karın ağrısı yaşıyor ve adeta kan ter içinde kalıyordu..Sık,sık izin almak zorunda kalıyordu..Bu durama ben çok üzlüyor,ve işyerinde o olmadığı zaman kendimi yalnız hissediyordumm..Yine birkaç gün üst üste işe gelmemişti..

Patron çok sinirlenmiş işten çıkaracağını biz çalışanlara söylemişti..Evlerimiz yakın olduğu için bu görevi bana vermişti mağaza patronu..İşten çıkarılacağını ben gidip söyleyecektim..

Çok üzülmüştüm ama yapacak bir şey yoktu..Daha saat öğlendi ve ben akşam iş çıkışı çiğdemlere uğrayacak durumu açıklayacaktım..Mağaza kapısı nın önünde dururken gözü yaşlı bir abla yaklaştı 35-40 yaşlarında , kadın ağlıyordu..Kapıda beni görünce yanıma yaklaştı,ve aniden boynuma sarıldı..Bu kadını daha önce hiç görmemiştim,ve tanımıyordumm..Neden bana sarılmıştı bu kadın? neden hıçkırıklarla ağlıyordu? ..

Sokakta onca insan varken neden bana sarılmayı seçmişti? ..''Durun sakin olun lütfen..neoldu başınıza bir şey mi geldi'' diye sordum
ve kadını ,mağazanın kapısının önündeki tabureye oturttum ve koşar adımlarla mağazanın alt katına indim bir bardak su almak için..Beni heyecanlı ve koşar halde gören çalışma arkadaşalarım arkam'dan seslendi '' ne oldu ?birşeymi oldu?'' mağazada içinde duran arkadaşlarım, dışardaki ağlayan kadını farketmemişti..
Yukarıya elimde bir bardak suyla çıktımm, ve dışardaki taburede yitik,bitkin,üzgün şekilde oturan kadına suyu uzattım ''sağol kızım''dedi üzgün ve ağlamaklı bir sesle. Suyun'dan son bir yudum daha içti, ve yutkundu..Ağlaması durmuştu..Öylece baktım ona,o 'da bana baktı ve..''Ben çiğdemin annesiyim kızım''dedi..

DEVAM EDECEK...

30.06.2009

BUDA BENİM MUTLULUĞUM



Mutluluk nedir? Mutluluk nasıl bişeydir?.Kimine göre para,kimine göre,tatil,kimine göre müzik..mutluluğun tarifi kişiye göre değişiyo..Bana göre ekmek arası peynir yemektir mutluluk..Akşam üzeri çocuklarıma park gezisi yaptırdıktan sonra..Eve geliş,üst baş el yüz temizliği,akşam üzeri yorugunluk atıştırması,ve güzel bir çay..


Çocuklarımı parktan geldikten sonra,eğlenmiş ve keyifleri yerinde görmek ayrı bir mutluluk..yemeklerinide yedilermi işte tam keyif..annelik görevimi yapmanın huzuru var içimde,çocuklar yazın sokak istiyor,park istiyor,eğlence istiyor,ancak akşam üsttleri onları çıkarabiliyorum,gündüz çok güneş ve sıcak oluyor..

Ama o akşam üstü gelene kadar'da beni çok üzüyorlar..Günün güneşin alnında dışarıda oynayan çocukları gördükçe,yakama daha bir yapışıyolar..Ama malesef dışarda oynayan çocukların terbiyeleri tam değil..
Ağızları adeta küfür makinesi olmuş..Kimse kusura bakmasın ama çocuğumun küfür öğrenmesini istemediğimden kapı önüne bırakmıyorum..Evet çok üzülüyo onlarla oynamadığı için,eğer onlarla oynarsa,küfür baz olacak..Küçücük beyinleri küfür öğrenmesin..

Ğörüyorum'da daha 1 yaşına basmış küçücük çocukları o güneşin alnında sokağa bırakanlar var,bazıları yalınayak,elleri yüzleri kir pas içinde..Tamam çocuk oyun oynayarak büyüyecek ama, bu kadarıda fazla..
Başlarında ne anne nede baba var akşama kadar sokaklarladalar..Akşam olunca 'da annler ellerin'de terliklerle çocuklarını döverek eve sokamaya çalışıyolarlar..Olucak iş değil..
Bu çocuklar büyüyünce nasıl bir birey olacaklar, bilemiyorum..Ben çocuklarımı akşam üzeri 1 yada 2 saat kendi himayem altında,bazen kapı önünde bazende parkta oynatıyorum..ve eve dönme zamanı gelince,hiç zorlanmadan eve götürüyorum..

Güzel bir duştan sonra yemeklerini yediriyorum,ve soruyorum hergün sorarım, ''eğlendinizmi''diye..''çok eğlendim anne'' sözlerini duyunca benden mutlusu yok..işte ozaman ekmek arası peynir ve çayımla keyif yapıyorum..Çünkü onları mutlu etmişimdir..ve bu keyfi haketmişimdir..Mutluluk benim için Çocuklarımı sevindirdikten sonra geliyor..Onları mutlu ettikten sonra..ekmek arası peynirim ve yanında kocaman bir kupa çay, işte buda benim MUTLULUĞUM..

27.06.2009

İLK AŞK



Oğlum aşık oldu.Daha 5 yaşında ama geçen yıl yaz aylarında parka gidip gelirken,orda tanıştığı,kendisinden 1 yada 2 yaş büyük,mavi gözlü,sarışın birazda tosuncuk,Elif adında bir güzel kıza aşık oldu.
Aradan 1 yıl geçti ve yine yaz geldi. Bahar ve yaz aylarının verdiği,aşık olma olayını artık oğlumda yaşıyo.

daha geçenlerde gittiğimiz parkta,başka kız çocuklarıyla oyun oynadı ama,gözü hep eflif'i aradı.
Eve gelediğimzde,sordum.''Berkay nasıl parkta eğlenebildinmi?'' diye.Berkay;hayır anne elif'i göremedim neden gelmiyorki? Ben onu çok seviyorum evlenme teklifi edecem'' demezmi..Çok şaşırdım ve kocaman bir kahkaha attım.Oğlumda utanğaç bir gülümsemeyle güldü..
Oğlum daha yaşın küçük ama büyüyünce daha çok seveceğin birisi çıkacak karşına önce okula gitmelisin,

okulunu bitirip askere gideceksin.Daha sonra iş hayatına atılacaksın,ve evlenme çağın gelince tabiki sen kimi istersen onunla evleneceksin dedim ama bu kişi elif olmaya bilir.Elif senden biraz büyük.''O'' senin ablan sayılır.

Bence sen bu sevda dan vazgeç dediysemde olmadı.
Ben kimseyi istemem kimseyi beğenmem,ben Elif'i seviyorum, diyor hala. Çok kararlı görünüyor.Daha şimdiden kayınvalide olmuş hissiyatına girdim. Şu zamane çocukları biz Anne, Babaları,zamansız derde sokuyorlar. Zaman geçtikçe büyüdükçe,daha kaç kıza aşık olacak,kaç evlilik kararından geri dönecek..

belkide yıllar sonra evlenmek bile istemeyecek..
Ah benim güzel oğlum,inşallah şimdi olduğu gibi ileriki yıllarda 'da anne'ne herşeyini anlatırsın.

Allah bana uzun verdiği sürece,her yeni aşkında,her biten aşkında,üzüntünde ,sevincinde gelip her şeyini anlatabileceğin en yakın arkadaşlarından biri olmak isterim.

Evlenip 'de çocuk sahibi olduğun zaman bu güzel anımızı torunlarımın'da okumasına vesile ol.Seni seviyorum benim güzel oğlum BERKAY'IM..

14.06.2009

abla!dan diploma hediyesi


1991 yılının, agustos ayın 'da dünya ya geldi.ilk baştan 3 kardeşten en sonuncusuy du bizim 4. tekne kazıntısı cennetimiz de doğduktan sonra.4 kardeşten ortancası oldu.annem adını avşar koydu. tatili biraz daha uzatsaydık marmaranın incisi avşa adasında doğacaktı çünki. kız kardeşim avşar ın doğduğu gün biz erkek kardeşimle baba annemler de kalmıştık.çok heyecanlıydık.ne zaman gelecekti acaba? annemin avşa adasında çok denize girmesinden dolayı kıskandı.tabbi fazla beklemek istemedi 7 aylık doğmaya karara verdi.

Çok acele davrandığı için biraz zor dünyaya geldi annemi üzdü.ama sonunda geldi.annem le babam hasteneden çıktıklar. ve eve geldikleri gün artık evimizde bir kız kardeşimiz vardı.minnacık tı küçücüktü.7 aylık doğmuştu.

Annem kardeşimi benim kucağıma verdiği gün çok korkmuştum.parmak bir kız gibiydi.bende çocuktum o zamann. erkek kardeşim de daha küçüktü.evin en küçük kızı avşar olmuştu.tüm ilgi onun üstündeydi.
Dediğim gibi.adını avşar koymuştuk çünkü avşa adasında doğacaktı nerdeyse.benim emeğim de çoktu onun üstünde.yarı annelik yapmıştım bende.annemin zaman zaman hastalanması ve hastanelere gitmesi nedeniyle. bakımına yardımcı olmuştum.

Kardeşim avşar a, küçük ellerimle annelik yapmıştım.geceleri bazen uyumazdı onu ayaklarıma alır ayalarımda ninni söylerek. uyuturdum en çok ''aman doktor canım gülüm doktor türküsü vardır ya,en çok o nu severdi.hemen uyurdu. çogu zaman yemek yemezdi.zayıf cılız bir kızdı.ama benim ellerimden yerdi.annem ona bir kaşık yemek yedirmek için mutfak camın dan kuşları çağırır dı. ''kuşlarrr gelinnn, avşar yemek yiyicekk..her ne himetse de sanki kuşlarda duyar pencerenin önüne toplanırlardı. zar zor emek yedirirdik.

Daha bebeklikten bir müzk ve dans tutkusu vardı.daha 5 yaşındayken bütün yabancı şarkları ana dili gibi söylerdi . harika dans ederdi. daha o yaşlarda başlayan bir süs bir bakım hevesi vardı.çok süslüydü.kendi kıyafetlerini kendi seçerdi.saçları ana dan doğma hiç kesilmemişti. beline kadar uzanmıştı. ama ön dişleri düşmüştü.çok çirkin duruyordu.bizde sık sık alay edip onu kızdırıyoduk. mahallenin gözdesiydi. bütün.herkez onu gezdirme sevme hevesindeydi. annemde çok özene bezene büyük bir merakla giydirir'di.

adeta küçük bir kadın gibiydi.ve şimdi dahada güzelleşti büyüdü serpildi artık bir genç kız oldu. yine herkezin ilgi odağı.
İlk okula başladığı gün çok heyecanlıydı.çok neşeliydi hep birlikte yanın da olmuştuk.

ilkokulunu'nun bütün sınıflarını takdir ver teşekkürle geçmişti.hep gurur duyduk. orta okulu da hep teşekkür ve takdirle geçmişti. artık bu yıl büyük çaba sarfettiği.liseyi de bitirdi ve mezun oldu.
Bugün hayatının çizgisini büyük ölçüde belirleyecek öss sınavına girdi. ne zaman büyümüştü.? o kırık dişli küçük kız. n' zaman genç kız olmuştu.? o kadar büyük maddi ve manevi sıkıntılara,rağmen nasıl büyük bir hefesle büyük bir azimle,büyük bir özveriyle. okulları nı,takdir ve teşşekürle geçmişti.?

Artık liseyi de,bitir di. ve okullarında bir kep atma töreni düzenlen'di ben gidemedim yanın da olmadım o gururlu günün de. resimlerine görebildim sadece. ve bebekliğin den çocukluğu'na çocukluğun dan genç kızlığına kadar olan zamanları bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. ben 13 yaşındayken.bana annelik duygusunu yaşatmıştı.ben onun ablasıydım.ona baktım, ninnilerle uyuttum.yemegini yedirdim.oyuncak bebek yerine onunla oynadım.

Şimdi büyüdü. çok güzel bir genç kız oldu. ve ailemize büyük bir gurur yaşattı.elinde taktirnameli. kırmızı kurdale li,lise diplomasıyla.başındaki lacivert mezuniyet kepini gökyüzüne fırlattı. şimdi o gökyüzünden ona umutlar,sevinçler, mutluluklar,hayaller.güzel günler yağacak.hayata yeni bir adım atacak.

Sevgili canım kardeşim AVŞAR.bu yazım sana diploma hediyesi ve ablandan sana bir hatıra olsun.seninle gurur duyuyoruz ailemize.hep iyi ve gururlu günler yaşattın.bundan sonraki en büyük hayalin olan ünüversite hayatın'da, nice mutlu başarılı yıllar diliyorum.hayatta attığın her adımda bugün oldugu gibi her zaman senin yanında olcagız..yıllar sonra ablan gibi evlenip anne olduğun da bu yıllarını en mutlu şekilde anmanı istiyorum. mezuniyetin kutlu olsun canım kardeşim. seni bütün kalbimle tebrik ediyorum ve kocaman sevgimle kucaklıyorum.tüm güzel ve mutlu günler hep senin olsun sevgiyle kal.