her yere izler bırakan Baktığı her göz'de hayâl olan. Kalemi kanatlarıyla tutan,Çırpınışını yazılara yansıtan bir Siyah kelebeğim.Hepinizi beklerim.Hoşgeldiniz Efendim.!



31.03.2010

HADİ KANDIR KENDİNİ...!


Hepimizi farkındayız Hayat zor. Ve hepimizi biliyoruz ki, zenginin malı züğürütün çenesini yorarmış.
Hepimiz kendi işlerimizde kendi mesleklerimizde başarılı olmak istiyoruz. Ve tabiki parada kazanmak istiyoruz.
Her şeye sahip olmak istiyoruz. Evimiz olsun, arabamız olsun, tatile gidelim isitiyoruz. O kadar çok isteğimiz var ki hayattan. Beklentilerimiz var. Mücadelemiz var. Ama bazen yılıyoruz bıkıyoruz. Yoruluyoruz düşünmekten. Hiç bir isteğimiz beklentimiz olmayacak sanıyoruz. Aslında sanmıyoruz, bazen olmayacağını da biliyoruz.


Her şey parayla ama hayaller bedava. Eski bir çizgi film vardı hepimizi biliriz. Polyanna. Tanımayan varmıdır bu hayal perest kızı. Ama o en doğru olanı yapıyordu. olumsuz düşünceleri olumluya çevirmek için çalışıyordu.
Biz artık Hayal bile kuramıyoruz. peşinden koşmayı bırakın, arkasından bakamıyoruz bile hayallerimizin. İsteklerimizin olması için Dua etmek yetmez ki. Bazen onun için çalışmak bile yetmez. İsteklerimizin olmaı için, istediğimiz bir şeyin, hayalini kurmalıyız aslında. Hayalde yetmez. O bizim (miş) gibi düşünmeliyiz.


Hadi biraz hareketlenelim. Hafta da bir Kendimizi kandırmaya ne dersiniz. Zenginin parası var her şeyi var ama hayalleri var mı?
Zengin parasıyla herşeyi almış. Hayalini kuracağı başka bir beklentisi kalmamış. İşte bazı zengin kişiler bu yüzden mutsuz. Adamın herşeyi var. Ama hala sinirli, hala agresif, mutsuz ve arayışta. Neden? Çünkü hayallerini kaybetmiş.
Biz kaybetmeyelim. Bırakın insanlar Kendimizi kandırdığımızı söylesin bize. Evet var mı diyeceğiniz, ben kendimi kandırıyorum hayal kuruyorum.


Benim evim var.
Nerde?
Hayalimde.
Benim arabam var
Nerde hayalimde.
Benim sevdiğimi istediğim işi yapıyorum.
Nerde?
Hayalimde...


Devamı gelir sıralaya biliriz... en çok hayatında neyim olmasını istiyorsun? Dinlediğin zaman seni mutlu eden bir müzik aç tak kulaklığını kulağına. Ve hayalinden başka hiç bir şeyi düşünme.


Olsun kendimi kandırıyorum. Ve bunu biliyorum. Ama bir anlıkta olsa doyuma ulaşıyorum. Hayallerimde herşeye sahibim ben. Bu dünyada hayal değil mi. Bu dünyada sahip olduğumuz herşeyi ölünce yine buraya bırakmayacak mıyız?
Yanımıza ne götüreceğiz ki. Hafta da bir gün; kandır kendini mutlu ol. İnsanlar yoga yapıyor. Gözlerini kapatıp anlık mutluluk satın alıyorlar hemde tonlarca para döküyorlar. Biz neden bu kandırmaca oyunuyla mutlu olmayalım. Kimseyi değil, kendimizi kandırıyoruz. İnsanın kendisini birazcık olsun kandırması, başka birini kandırmaktan daha az acı verir insana hatta acısız ağrısı, bir oyun bu. Bİr hayal kurma oyunu.


Ben hayalini kurdum bakın şimdi buradayım. En çok sevdiğim işi burada sizlerle paylaşıyorum. İstekler hayal kurarak onu bizim (miş) gibi düşünerek gerçekleşir. Hayalleriniz bol olsun. Bu hayal oyunu, Kendimizi kandırma oyunu da olsa Güzel.:)
Yazan: Siyah Kelebek

29.03.2010

BİR ÇİNGENE KIZI // YENİ BLOG TANITIM

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic



Dün ki makalemde paylaşmıştım sizlere. Yeni açtığım blogumu sizlere tanıtacaktım.
Ve işte o gün bugün. Biliyorsunuz ben düz yazılarımın yanında şiirde yazabiliyorum. Ve uzun zamandır çok fazla şiir ekleyemedim bloguma. Yeni bloğum tamamen şiir üzerine olacak. Siyah Kelebek blogum daha çok kişisel ve düz yazı şeklinde devam edecek aynı zamanda Röportajlarım da devam edecek. Yeni blogumda tamamen şiir ağırlıklı olacak. Şiirlerimin, yazılarımın arasında kaybomasını istemiyorum. Onlar benim için çok özel. Yeni doğan bebeklerim gibi onlar. Şiirerimi hiç bir yazımın önüne yada arkasına koyamıyorum. O yüzden bu blogu açtım. Umarım beğenirsiniz.
Bu blog Siyah Kelebeğin kanatlarından inmiş Bir Çinge kızı'nın Çadırıdır aslında. Bu çadırda şiirlerimi yazıp etrafa saçacağım.
Kendi iç dünyamı, Bir çingene kızın ellerinden şiir olarak okuyacaksınız. Kırmızı güllerin arasında, darbukaların kemanların, teflerin tam ortasında hüznü yaşayacaksınız. Hadi hepinizi Çingene kızın çadırına bekliyorum.

28.03.2010

SİYAH KELEBEK MUTLU


Şu blog dünyasına gireli tam 1 yıl oldu. 2 yada 3 yıl değil. 1 yıl yani 12 ay.
Geçen sene Mart ayında açtım bu blogu. Sudan çıkmış bir balık gibiydim. Nasıl bişey ki, dedim şu blog.
İnsanlar yazıyorda yazıyor. Nasıl buluyorlar bu kadar çok konuyu diyordum kendi kendime.


İnanın çok mücadele verdim. İlk başlarda hep okudum. Mart ayında açmama rağmen blogu yazmadım. Sadece okudum ve yorumlarda bulundum. Biliyordum ki önce okumak bilgi almak lazım. Yazmaya Mayıs gibi başladım. Ve şunuda öğrendim ki, insan yazmayı yazarak öğreniyor. Yazdım paylaştım. Küçüktüm yavaş, yavaş büyümeye başladım. Ben daha yürümeden şu blog aleminde koşmayı öğrendim. Koştum dediysem kimseyle yarışa girmedim. 100. İzleyicime hediye vermedim. İzleyici kazanmak ve okunmak önemliydi ama ben sadece yazılarımla bir şeyleri kazanmak istedim.
Bakın 1 yıl içinde neler yazmışım.


makale (119) Şiir (34) anı (14) MİM (10) hikaye (10) GEZİ (9) Röpörtaj (8) buluşma (7) ÖDÜL (3) alıntı (1)


Şu ana kadar 163 izleyicim olmuş. Aralarında gidenlerde oldu. olsun canları sağ olsun. Blogdan ayrılanlar önemli mi? Evet önemli Keşke izleyiciler arasından gidenlerin neden gittiklerini bilebilseydim. Hatalarımı keşke bana söyleselerdi. ''Ben gidiyorum çünkü Şu yüzden'' deselserdi. Ama gidenlerin yeri boş kalmadı birileri mutlaka geldi.


1 yıl içinde çok güzel dostlarım oldu. Ağabayelerim, kardeşim dediğim, dostumsun dediğim kişiler girdi blog hayatıma. Yazılarımla alakalı çok az eleştri aldım şu zamana kadar. Bu iyi bişey mi kötü bişey mi bilemem.


Bir çok blogu izliyorum bende ama okumadan asla geçmem dediklerim var. Okuduğum, benim için özel bloğlara yorum yazmadan geçemem. Okuduğum bloglarda yazmayı öğrendim. Gülmeyi, ağlamayı, paylaşmayı öğrendim. Yaşım 33 olabilir ben bir anne olabilirim. Ama bazı unuttuğum duyguları yada hayatımda hiç yaşamadığım duyguları burda yaşadım.


Blog ödülleri aldım. Belkide blog dünyasında bir ilk'i yarattım ve Röportaj projesine imza attım. Çok güzel bir blog toplantısına katıldım. Şiirler yazdım. Birmilyonkalem sitesinde önce yazar sonrada Editör olmaya layık görüldüm. Güzel günlerimi, acı günlerimi paylaştım. Kimseye sataşmadım, çamur atmadım. Asla adsız yorumcu olmadım mesela. Sen bunu neden yazdın diye kimseyi yermedim. Ve inanıyorum ki şu blog dünyasında artık bende bir isim oldum. Hem de 1 yıl içinde.


Bunu ben demiyorum. Kendini beğenmiş bir blog yazarı olduğumu sanmayın sakın. Bu duyguyu bana hissettirenler var çünkü. Blog camiasında bir isim olduğumu bana hissettiren dostlarım var. Bunların arasında Haykırış bey de var. Öyle güzel öyle anlamlı bir proje hazırladı ve sundu ki blog dünyasında o da bir ilk'e imza attı.
İnternet ve Bilgisayar ortamında büyük emek vererek hazırladığı BLOGDAN SEÇMELER adlı bir kitapçığı bizlere tüm blog camiasına sundu. Bu kitapçıkta, 30 da fazla blog yazarının birer yazısına yer vermiş Haykırış bey.


Bu kitapçıkta benimde bir yazım var. Bu beni çok mutlu etti. Böyle güzel ve emek verilmiş bir kitapçıkta yer almak ancak bana gurur verir... mutluluk verir. Haykırış bey'e çok teşekkür ederim. Bana da bu kitapçıkta yer verdiği için ve beni de layık bulduğu için kendisine minnet dolu teşekkürlerimi sunuyorum. Böyle güzel mutlulukları, gurur dolu anları Allah herkese nasip etsin.

Bu kitapçığa mutlaka bir göz atın. Blog dünyasında önemli ve güzel yazılara imza atmış, belkide ilerde gerçek bir yazar olabilecek blogcuların yazılarını bu kitapçıkta okuyacaksınız. Haykırış bey blog tarihinde belkide bir ilk'e imza attı. Kendisini tebrik ediyorum. Ve bir kez daha çok teşekkür ediyorum.
Bu yazıyla da blogumun 1. yıl kutlamasını da yapmış oldum aradan çıkardım :)
Blogumun birinci yılı demişken, Yeni blogumun da haberini vermek isterim. Siyah Kelebek blogumun yanı sıra 2. blogumda yolda. Kısa bir zaman sonra tanıtımını burada yapacağım.
Şimdilik benden bu kadar.
Bir pazar günü de böylece bitti. Yeni hafta bizi bekliyor Hepinize sağlıklı, mutlu, bol kazançlı mucizelerle dolu yeni bir hafta dilerim.
habi bay bay :)