her yere izler bırakan Baktığı her göz'de hayâl olan. Kalemi kanatlarıyla tutan,Çırpınışını yazılara yansıtan bir Siyah kelebeğim.Hepinizi beklerim.Hoşgeldiniz Efendim.!



29.09.2010

Siyah kelebek'ten bir ilk daha


**********************************************************
Evet sevgili arkadaşlar. Blog Ropörtajarından sonra yeniden bir ilk ile karşınızdayım :)  Bana bu ilk'i gerçekleştirmem de imkan sağlayan sevgili arkadaşıma çok teşekkür ederim. Kendisi ile Güzel bir ekip çalışmasına yeni bir projeye başladık kiminle mi?

Yüz yazar projesi
Blog Klübü
Blog albümü


Kurucusu  olan İlkyaz ile.
Sevgili ilkyaz Blog alemine, Blog dünyasına gönül vermiş, İyi işlere imza atmak  isteyen çok azimli bir arkadaşım. Yukarıda sıraladığım Bloglarıyla tüm blog yazarlarına kapılarını açıyor. Saydığım bloglarının yanında yeni ve önemli bir blog'u sizlere açmaya hazırlanıyor. Yeni Blog tamamen sizi yani izleyiciyi kapsıyor.


İlkyaz'ın yeni blogu'nun adı ÇARŞI . Çarşı tamemen izleyiciye fırsat sağlayan bir blog. Çarşı'yı şöyle bir kısaca tanıtırsak;


Çarşı Farklı konseptleri bir arada toplayan Blogları gerek görsel gerek sesli tanıtma imkanı sağlayan. Önemli bir blog olamaya adaydır. Çarşı demek emek demek, Bloglarınızda paylaştığınız ürünlerinizi, burada tanıtabilecek ve satışa sunabileceksiniz. Çarşı İzleyicisine değer veren ve ONU INCELEMEYE ALAN, TANITAN PAYLASIMLARINI BLOG ALEMINE DUYURAN BIR BLOG dur.
YANI KISACA IZLEYIN VE FARKI GÖRÜN


Burada yapmanız gereken tek şey Çarşımızı izlemeye almak. Gerisi bizim işimiz.

Bloglarınızı görsel ve sesli kayıt sistemiyle tanıtacak, Blogunuzun daha fazla kitleye ulaşımını sağlayacağız. Çarşı'da tanıtılan blogunuzu ayrıca Blog albümünde de paylaşacağız.
************************************************************
Bu okuduğunuz metni naçizane kendim yazdım ve seslendirdim. Görsellerini ekledikten sonra kısa tanıtım videosu olarak  ÇARŞI blogumuza ekledik. İlk tanıtım videomuzu ÇARŞI bloğu için hazırladık. İlerleyen günlerde,  İzleyicilerimizin bloglarını da sesli ve görselli bir video kaydı ile tanıtmaya başlayacağız. Siz de blogunuzun benim tarafımdan sesli olarak tanıtılmasını ister misiniz?

O zaman hiç durmayın Çarşı'yı izlemeye alın. hem Blogları, video formatında tanıma imkanı bulun, hem de  blogunuzu  video ve sesli olarak tanıtma imkanı bulun.

Dilerseniz tanıtım metninizi hazırlayın biz seslendirelim. Dilerseniz bu işi bize bırakın.
Blogunuzun nasıl tanıtılmasını istersiniz?
Blogunuzu hangi sözlerle ifade edersiniz. Bize mail yoluyla ulaşın metinizi yollalayın, biz blogunuzu en güzel şekilde tanıtalım.

Bunun yanında, Satışa sunmak istediğiniz ürünlerinizi'de Blog albümün de paylaşalım. 
Blog dünyasına bir ilk.
Bu heyecanımıza ortak olmak istiyorsanız, ÇARŞI  çok yakınınız da.

ÇARŞI'nın Tanıtım videosu izlemek için, ve ÇARŞI'yı izlemeye almak için haydi bir TIK



25.09.2010

SANAL ROPÖRTAJ. ( DELFİNA)

Sanal Ropörtaj'dan hepinize merhaba. Uzun bir ara oldu biliyorum ama artık yavaş yavaş Ropörtajlarımıza devam edeceğiz. Bu gün yine önemli bir konuğum var. Birmilyonkalem sitemizin İŞARET DİL'İ ÖĞRENİYORUZ adlı kampanyasına özel hazırladığım bu Röportajın konuğu. İşitme kaybı olan bir blogger olacak Bu konuğum http://isitmekaybi.blogspot.com/ 'un sahibi ve yazarı sevgili Delfina.



SYK:Sevgili Delfina Davetimi kırmadığın için ve konuğum olmayı kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sayfamda ki en önemli sohbetlerden olacak bu Ropörtajmız. Hoşgeldin diyorum.

D.F: Asıl ben teşekkür ediyorum.İşitme kayıplı birini kale almak,onu anlamaya çalışmak herkesin yapabileceği bir şey değil.Hoşbulduk Sevgili SYK.

SYK: Estafurullah o nasıl söz. Hepimiz insanız ve ileride bizlerde önemli kayıplar yaşabiliriz.
Sevgili delfina Birmilyonkalem'in değerli editörü Şebnem Soysal'ın tavsiyesi üzerine seni takip etmeye başladım. Birmiyonkalem Sitemizin yeni başlattığı kampanya ile ilgili özel bir sohbet yapmak istedim seninle. İŞARET DİL'İ ÖĞRENİYORUZ adlı kampanyamız da işitme kayıplı arkadaşlarımızla daha kolay ve rahat iletişime geçebilmeyi amaçlayan bir kampanya bu. Ama İşitme kaybı hakkında da öğrenmemiz gereken bir takım şeyleri senden öğrenmek istedik.
Öncelikle şunu sorarak başlamak isterim. Ne zaman dan beri işitme kaybı yaşıyorsun? Doğuştan bir hasar mı bu?

D.F: Bir gün annem çamaşır asmak için dışarı çıkmış ve kapı kapanmış.Annem dönünce zile basıyor,basıyor ben açmıyor.Dışardan beni gördüğü için niye açmıyor diye epey tereddüt ediyor annem.O sırada ben duvar kağıtlarını yolmakla meşgulüm Kendisi de hemşire olduğu için işitme kaybı mı var acaba diye kaptığı gibi doktora götürüyor o gün.Doktor tüm testleri yapıyor ve hiçbir şey çıkmıyor,o zaman 3 yaşındaydım.6 yaşında iyice belirginleşti ve belgelendi

SYK: Anlıyorum Geçmiş geçmiş olsun diliyorum.
Sevgili Delfina,bize işitme kayıplı olmanın zor yanlarından bahseder misin biraz?

D.F: İşte bu madde beni en çok zorlayacak kısmı Sevgili İpek.Ne küçükken,ne de şimdi kaybım konusunda zorlanmadım..Evet işitme kaybım ileri değil,çok ileri derece ama kolaylıklarından ve avantajlarından ötürü her gün şükrettiğim bir durum bu benim için.Hayata bu şekilde bakmamı sağlayan annem ve babam sayesinde hiçbir zorluk yaşamadım.



S.Y.K: Sen şanslı olanlardansızn sanırım Senin adına gerçekten çok sevindim.
Peki,işitme cihazı kullanıyor musun?

D.F: Evet,sol kulağım sağa göre daha iyi duyduğu için cihaz seçimimi hep sol yandan kullandım Her seferinde KBB doktorları çift cihaz kullanmadığım için kızsalarda ,gereksiz gürültüyü 2’ye katlamayı gerekli bulmadım hiçbir zaman

S.Y.K: İşitme cihazı kullanma dan önce ki hayatın nasıldı. İşitme cihazının fayda ve zararları nelerdir.?

D.F: İlkokul 5.sınıfta kullanmaya başladım.İlk haftalar alışma sürecinde birden sesler geliyor diye sevinemiyor insan.Çünkü farklı bir boyut oluyor,ilk kez gözlük takınca yaşananlar gibi bir süreç oluyor.Alışınca da sabah yüz yıkanmadan önce cihazı arar eller
Faydaları;bireyin yaşam kalitesini artırması başlı başına bir mucize.Çünkü kulağımıza gelen “biiip” sesi ile duymaya başlıyoruz.Her türlü sesi duyarak güne başlamak,mutluluk kaynağı.Hayatımızı aydınlatan bu cihazların hiçbir zararını görmedim şimdiye dek.

S.Y.K: Gerçekten bu çok sevindirci.
İşitme kayıplı olan bir kişi konuşmada da zorluk çekiyor mu?

D.F: Kaybım,sesleri tanıdıktan , konuşmaya başladıktan sonra 3 yaşlarımdayken ortaya çıktı.Ailemin desteği,kitap kurdu olarak geçirdiğim çocukluk yıllarımın etkisi ile konuşmada zorluk çekmedim.Ama işitme kayıplı olup konuşamayan,konuşurken zorlanan birçok arkadaşımı tanıyorum..

S.Y.K: Her işitme kayıplı işitme cihazı kullanarak duyma sağlayabilir mi? işitme cihazları hakkında bize bildiklerini anlatabilir misin?

D.F: Şimdi her şey o kadar olağanüstü ki,duyması imkansız kişilere bile sürprizleri var bu ilerleyen teknolojinin.Koklear Implant sayesinde tamamen sağır olanlar sesleri duyabiliyor.İşitme cihazları da her işitme kaybına göre çeşit çeşit.

S.Y.K: Gerçekten çok ilginç Rahmetli Anneannem de İşitme konuşma kayıplıydı. Keşke yıllar önce böyle bir imkanı bize anne anneme sunabilmiş olsaydık. Bu gerçekten bir mucize olsa gerek.
Neyse devam edelim. işitme kayıplı bir çocuk öğrenim hayatını nasıl idâme ettiriyor? Özel okul yada kurslar var mı? Sen işitme kayıplılar ile ilgili bir kurs ve bir eğitim aldın mı.?
İşitme kayıplı bir kişi' nin özel bir eğitim alması gerekiyor mu?

D.F: işitmesi ve konuşması çok ileri derece olmayan her kayıplı normal okullarda eğitim alabilir.Çocuğun kendisini rahat ve normal hissetmesini sağlayacak en önemli kişi olan öğretmene çok iş düşüyor.Eğer ilköğretimde çocuk bu şansa erişirse,özgüveni yüksek oluyor ve sonraki okullarda başarısı katlanıyor.Ben herhangi bir eğitim almadım.
Konuşmakta zorlanan ya da sesleri tanımayan bazı işitme kayıplılar konuşma terapisine gidebilirler.

S.Y.K: Devlet yada özel kurumlar, işitme cihazlarıyla ilgili destek sağlıyorlar mı?

D.F: Evet, cihaz bedellerinin büyük kısmını karşılıyorlar.

S.Y.K : Bu çok güzel bir haber.
Sağır ve dilsiz olmak isitme kaybıyla aynı mı? arada ki farklar nelerdir. Yani duyamamak konuşmayı engelleyen bir durum mu?

D.F: Sağır ve dilsiz biri ses dünyasını tanımadığı ve konuşamadığı için,işitme kayıplılardan ayrı bir dünyada yaşar.Onların çoğu sesleri hiç bilmediklerinden konuşamazlar.Ama şimdiki eğitimler sayesinde tamamen sağır olanlar da konuşmayı öğreniyorlar.

S.Y.K: Sevgili delfina Sen işitme cihazıyla duyma sağlayan birisin. Ama yinede işaret dili biliyor musun? İsaret dili kullanma gereği duyduğun zamanlar oluyor mu?

D.F: İşaret dili,öğrenmeyi en çok istediğim bir dil.Bu dil ile iletişimi sağlayan arkadaşlarımla bir araya Geldiğimde onları daha iyi anlamayı isterdim.

S.Y.K: Her bireyin yeni bir dil öğrenme hakkı var ise işaret dili bilmesinin de zorunlu hale gelmesi düşüncesindeyim. Yani M.E.B 'nın işaret dili konusunda muhakkak önemli adımlar atması gerektiğini düşünüyorum. İşaret dili öğrenme konusunda düşüncelerin nelerdir? Veya bir tavsiyen var mı?

D.F: Birçok bilim adamı ve eğitmenler,işaret dilinin yaygın olarak kullanılması taraftarı değiller.Çünkü işaret dilini bilmek,duymayı ve konuşmayı bitiriyor.Kulak ve dilin pasif kalması,bireyi toplumdan ayırıyor.İşaret dilini öğrenmek yerine,dudak okuma,sesleri tanıma ve konuşma eğitimi üzerine yoğunlaşmalı. Usta Perküsyonist, Evelyn Glennie tamamen sağır ama akıcı konuşması ile görenleri büyülüyor.Kuvvetli bir dudak okuma yeteneği var.İşitme kayıplı arkadaşlarım onu ilham alsınlar,pes etmesinler eğitim almaktan.

S.Y.K: İşte bu verdiğin bilgi çok önemliydi. Bilim adamları'nın İşaret diline karşı oldukları çok önemli bir bilgi. Teeşekkürler.
Sevgili Delfina bu arada bloğun çok hoş. çok canlı ve sıcak. Blog paylaşımların dan biraz baheseder misin?

D.F: Çok teşekkürler Sevgili İpek.İkizler burcumun verdiği bir özellik olan “merak” sayesinde her konuda bir şeyler öğrenmeyi,paylaşmayı seviyorum.Ve paylaştıkça güzel insanlar,dostluklar buluyor beni.İyi ki bu blog var çünkü kendim gibilere kolaylıkla ulaşıyorum

S.Y.K: İyiki bloglarımız var. Hayata sıkı sıkı sarılmış bir insansın pozitif ve neşelisin. bunu neye boçlusun?

D.F: Ailem,ailem ve ailem. Onların beni yetiştiriş tarzı,hayata hem sımsıkı sarılmamı sağladı hem de bugünlere mutlu ve başarılı olarak gelmemi sağladı…

S.Y.K: İşitme kayıplı olan dostlarımıza arkadaşlarımıza bir mesajın olacak mı?

D.F: Hiçbir işitme kayıplı arkadaşım, böyle bir zamanda kabuğuna çekilmek zorunda değil.Araştırsınlar,öğrensinler sınırsız seçenek var onlar için.Düşler Akademisi’nin atölyelerinden faydalansınlar,farklı ortamlara girsinler ve öğrenmeye hep açık olsunlar.Çünkü hiçbir şey imkansız değildir ve tüm güzellikler,kolaylıklar bizler içindir.Bana her zaman blogumdaki iletişim bölümünden ulaşabilirler,onlarla tanışmaktan,ortak noktalar bulmaktan ve yardımcı olmaktan onur duyarım…
Bir de, girdikleri ortamda,yeni tanıştıkları ilk insanların yanında “işitemiyorum,işitme kayıplıyım” desinler,çekinmesinler.Bunu söylediklerinde karşı taraf hemen yardımcı olmaya çalışıyor,anlayışlı oluyor.Bir kere söyleyip kolaylıklarını görünce gerisi gelecektir.
Kendilerini işitme engelli değil işitme kayıplı olarak tanıtsınlar.Çünkü durumumuz hiçbir şeye engel değil,kaybımıza rağmen işitebilir,öğrenebilir ve hayatı doyasıya yaşamaya devam edebiliriz….

S.Y.K:Çok önemli mesajlar verdin sevgili Delfina.
Peki sohbetimizi nasıl buldun?

D.F:Soruların hepsi çok zekice ve güzeldi.İşitme kayıplı olmayan birinin böyle içten sorular sorabilmesi takdir edilecek bir şey.O yüzden çok teşekkür ediyorum.Tüm güzellikler sizlerle olsun….

S.Y.K: Bu güzel düşüncen için çok teşekkür ederim :)Sevgili delfina, bu hoş ve değerli sohbetin sonuna geldik. sana sonsuz teşekkür ederim. Birmilyonkalem ailesi olarak ve ben şahsım Siyah kelebek olarak sana sevdiklerinle uzun sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim. Tekrar tekrar bu değerli bilgilerin ve hoş sohbetin için çok teşekkürler.
Her daim sevgiyle kal.

23.09.2010

TOPHANE VAKKASI.

Efendim ben Tophane semtinde doğdum büyüdüm. Ve bununla da her zaman  gurur duydum.

Bizim Tophane'de zaman zaman bu tür kavgalar oluyordu. Hiç unutmam çok seneler evvel Erbakan döneminde bir grup sakkalı cübbeli tabir edilen bir grup mahallede mini etekle gezdi diye bir kızcağızı tekme tokat dövmüşlerdi. Son Tophane vakkasın da adı geçen Sanat Galerisi tam Annemlerini evinin 30 m. aşşağısında yer alıyor. Evlerin marketlerin, çocukların, bakkaların ev hanımlarının kısacası AİLE'lerin bulunduğu bir mahalle efendim bildiğimiz bir mahalle.!
Burada Annemler, yani benim ailem ve mahalle sakinleri oturuyor.
Ben Annemin evine gittiğim zaman bu Sanat Galerisi'nin tam önünden geçiyorum. İçeride olan biteni görüyorum yani. Bakın bunu altını çizerek söylüyorum kapının önü bira şişeleriyle dolu.!
 Mekanın önünde ki arabaların geçtiği cadde ye votka şişesi atılmıştı. Hatta eşimle çok kınamıştık bu durumu.

Aynı güzargahta, Boğazkesen caddesi'nde bahsedilen galerinin yine 50 m. kadar ilerisinde bir yurt var. Yine kaldırım kenarında yerlere oturmuş, bir elinde bira, bir elinde kitap düzgün giyimli entel yabancı uyruklu bir genç kız. Biz şaştık kaldık bu olaya. Canım Tophane, Canım Boğazkesen ne hale gelmiş. Her mahalle'nin kendine göre bir ahlâkı, bir kuralı vardır. Biz annemlere gidip kadığımız da sabaha kadar müzik sesinden uyuyamayız. Artık oralar tamamen kendi tabirimle sosyeteleşti.

Tophane'den tutun Boğazkesen caddesine, oradan Galatasaray'a Beyoğlu'na, Taksim'e kadar heryer yabancıların şuan. Bizim bir akrabamızın oturduğu tarihi bina Otel haline gelmiş. Barlar Cafeler, İçkili mekanlar artık mahallelerin içine taşınmış. O'da yetmemiş Evlerin, bakalların, okulların yanlarına yer edinmeye başlamışlar.


Tophane Semti Tarihi bir Semtdir. Yapısı itibariyle dar sokak ve caddelerden oluşur. Yüzyıllardır bir çok Din'i, farklı etnik kültürü, Ermenisi, Yahudisi, Kürdü, hep bir arada yaşatmış ve hala yaşayan bir tarihi semtdir. Tophane'nin bir çok mahallesinde çocukluğum geçti. Şimdi o güzelim mahalle ve sokakları ölüme mahkum ediyorlar. Sanat galerileri, Eğlence mekanları, entel dantel ne varsa Malesef Tophanemizin Tariihi değerini öldürmektedir. Bu güzelim tarih kokan semt kaderine bırakılmıştır, Yeni yerleşimciler,tüm Tophane yerli sakinlerine ap açık alenen gidin buradan demekteler.


Son yaşanan olay üzücü asla tavfip etmiyorum. Ama Koskaca Tophane'nin Boğazkesen'in bu kadar ayaklar altına alınmasına, sokaklara içki şişesi atılmasına, taşkınlılara karşıyım. Buna da keskin bir çözüm bulunması gerekiyor. Bu insanlar defalarca uyarıldılar. Ama inadına daha fazlasını yaptılar.
Sanat dediler, Sergi dediler, o güzelim Sanat galerisini yada her neyse sosyetik entel meyhaneye çevirdiler. Bu demek değildir ki, şiddeti onaylıyorum. Asla ve asla olmaması gereken büyük bir ayıptır. Birdaha olmamasını umud ediyorum.

Keşke bu yazım bir Gazete'de yayınlasa ve herkez okuyabilse. Eminim bir çok kişi bana hak ve onay verecektir. Ve gerçekleri anlayabileceklerdir.
Toplumumuz küçük Mahalle ve caddelerden oluşuyor. Biraz daha saygı, biraz daha dikkat edilmesi gerekiyor. Özgürlük diyoruz. Bir başkasını rahatsız ederek ortalığa alkol şişesi atarak olmaz bu.
Şimdi bir örnek verelim. Taksim'de Beyoğlu'nda Etiler'de, Eğlence mekanlarının olduğu bir gece klübüne siz içki içiyorsunuz diye baskın yapıldı mı şimdiye kadar. Buralar ruhsatlı mekanlardır. Adamlar gider bu rusatlı içkili eğlence mekanlarına içkisini içer eğlenir çıkar. Ama Sanat Sergisi adı altında mahalle ortasında, Ailelerin bulunduğu bir yerde içki içip sokağa atıp ''Ben sanat yapıyorum diyemessin'' Her iki tarafta hatalı. Umarım tatlıya bağlanır ve bu tür olaylar bir daha yaşanmaz.
Son söz :Valla Sanat ,Kültür yapıyorum deyip insanları rahatsız ediyorsan ben o kültürde yokum varsın bana kültürsüz desinler.