her yere izler bırakan Baktığı her göz'de hayâl olan. Kalemi kanatlarıyla tutan,Çırpınışını yazılara yansıtan bir Siyah kelebeğim.Hepinizi beklerim.Hoşgeldiniz Efendim.!



4.05.2010

GEÇMİŞ BİR GÜN GERİ DÖNER


Geçmiş bir gün deri döner. Ve bir kızılderili gibi koşar peşinizden. Zehirli oklarıyla vurdumu hedefini işte kan revan içinde yığılırsın geçmişin kollarına. Can vermessin ama sürünürsün. Niye çıktın ki şimdi sen ortaya. Ne alemi vardı geri dönmenin.
Geçmiş, ''Sen çağırdın ya işte geri döndüm'' der. Hata nerde? kimde? Yeni den hortlayan, geri dönen geçmişimizde mi, yoksa onu geri çağıran bizde mi?
Geçmişimiz belkide bir aynadır. Bazen korkarız o aynaya bakmaktan kendimize. Yada geçmişin aynasında yeniden güzelleşiriz. Geçmiş bazen pembe bir gül olur elimizde koklamaya kıyamayız soldurmaya korkarız.
Geçmiş, bazen tatlı bir anı eski bir aşk, bazen de babaannemin yumuşacık elleri, dantelli okul önlüğümün yakası olur çıkar karşıma. Geçmiş, halâ vitrinde duran gelin çiçeğim, parmağımda ki alyansım olarak parlar gözümde.
İşte şimdi bu gün bile yarın geçmiş olacak. Geçmişimiz hep tatlı anılarla dolu olsun. Bir kızıldeli okuyla bizi yaralayıp süründürmesin. Bir melek çıksın ve geçmişizi bize pembe bir gül olarak hediye etsin.
Geçmişimzi tatlı tebessümle analım ve yolumuza devam edelim.
Geçmişimizin ellerimizi kelepçelemesine izin vermeyelim. Onu kendi isteğimizle çağırsak bile.
Yazar: Siyah kelebek/ ipek

Paylaş

2.05.2010

HEPİMİZ İYİLEŞECEĞİZ.



Yalnızlığın en tepesinde bir siyah kelebek kanatlarım yorgun. Sesizce etrafıma bakar oldum.
10 nisan'da başlayan büyük koşuşturma ve mücadele işte tamda bu gün sesizliğe gömüldü.


7 senelik evlilik hayatımda annem ile bu kadar yakın bukadar çok paylaşmamıştık hayatı. Tam 22 gün sonra uzun süren bir paylaşım son buldu bir kaç saat önce. Annemi hastaneden sonra kendi evime almıştım. Bir hafta bizde kaldı. Ona o kadar alıştım ki içim acıdı o gidince. Çok yalvardım biraz daha kal diye ama evini özledi. Tek çocuğu ben değilim ki.

Dİğer kardeşlerim ve babam onsuz yalnız kaldılar. Ama şimdi de bende annesiz kaldım. Evlendiğim zamanı hatırladım da hiç bu kadar üzülmemiştim. Canım annemin bu günde doğum günüydü. Kız kardeşim bir pasta aldı Anneme süpriz oldu. Pastasında ki mumları üflerken dua etti. Hala hayatta olmanın yeni yaşını kutlayabilmenin sevinci yaşadı.

Ama tam ayrılık vakti geldiğinde Benim güçlü olmam gerekirken bir hata yaptım ve Anneme sarılıp ağladım. Onca günü neredeyse koyun koyuna yaşadık. Uykusuz geceleri, ağrılı sancılı stersli günleri ve sıkıntılı anları günlerce birlikte yaşadık. Adeta hemşirelik yaptım. Gece ani bir öksürük krizi tuttuğunda hemen kalktım uykumdan. Sevdim okşadım.

Geçecek annecim bitecek deyip saçını okşadım bir bebek gibi. Annem giderken ''İpekk Sana çok ağlayacağım kızım'' dedi. İkimizde çok ağladık. Ama yine son tesellileri yine biz verdik birbirimize. Güçlü olacağız ve bu zor günleri yeneceğiz dedik. Hepimiz ailecek iyileşeceğiz. Sadece annem hasta değil hepimizi hastayız. Ancak o iyi olunca bizde iyileşeceğiz.

Benim huysuz annem, benim kaprisli annem, benim çocuk annem. Beni inan ki hiç üzmedin. Sana yardımcı olmak benim için büyük bir keyifti. Tek üzüntüm gidişin oldu. Keşke biraz daha kalabilseydin. Ama gelicem annecim seni hiç yalnız bırakmayacağım.

Canım benim. KIZLARIN SENİ ÇOK SEVİYOR. seni TÜM AİLEN ÇOK SEVİYOR. BU SEVGİYLE HEPİMİZ İYİLEŞECEĞİZ

1.05.2010

KİM UTANSIN?// ÇOCUĞUMA DOKUNMA!



Çocuğuma Dokunma kampanyası ile Çocuk istismarına son demek için. yola çıktık.
Dün bir yazı ile başlangıç yaptım. Ama bu yazıların devamı gelecek. Çocuk istismarını ele almak doğrularımızı yanlışlarımızı görmek için illa ki çevreye bakmak gerekmez. Biraz da kendimize kendi çocukluğumuza da inmek kendi çocukluğumuzu da sorgulammamız lazım. Sen nasıl bir çocuktun? Nasıl büyütüldün? Çocukluk yıllarında okul çağlarında başına gelmiş bir istismar bir taciz var mı? Bunları sorgulamamız gerek. Belki açıkça yazamayacağız başımıza gelen talihsiz olayları. Sadece düşüncelerimizi yazacağız.


Bu gece yarısı adsız bir yorumcu bloguma yorum bıraktı. İsmini verdi tabi ben adsız diyorum kendisine. Kendisi İlk okul yıllarında Hiç tanımadığı bir kişi tarafından hemde okulda tacize uğradığını yazmış bana. bunu yazan bir erkek. bırakın bu ülkede kız çocuklarına yapılan istismarları, Erkek çocuklarına bile yapılabiliyor.

Bana yorum bırakan hiç tanımadığım adsız arkadaşım o tacizi hiç kimseye anlatamamış. Günlerce içine kapanmış Ve ailesi bu değişimin farkına bile varmamış. Belki ona sorsalardı, bu içe kapanıklığın sebebi nedir diye. Belki bu tacize, istismara uğramış arkadaşım ailsine anlatacak ve belki şimdi hayata daha bir sıkı sarılacaktı.

Daha ilk okul yıllarında o çocuk yaşta istismara uğramış ve istismar edilmeye devam edilmiş. O kadar acı ki, Şimdi hayatına Kadın cinsiyetinde devam ediyor. Ne kadar acı.


Bir çocuğun hayatını karartmaya kimin hakkı var. o küçük erkek çocuğunun yerinde siz olsanız ne yapardınız. Ya sizin kardeşiniz olsa bunu yaşayan. Bir aile, evladının dışarda neler yaşadığını nasıl öğrenmek istemez. Neden sormaz içinde ki ruh halini. ''Neden böylesin yavrum? Neden içine kapanıksın? bu gün okulda neler oldu'' demek çocukla ilgilenmek bu kadar zor mu?

Dışarısı pislik dolu. kötülüklerle dolu. Çocuğuma dokunma demek için önce bizim çocuğumuza şefkatle sevgiyle dokunmamız lazım. Çocuklarımıza kötü eller dokunmasın. kötü eller kırılsın. konuşan çocuklarımız olsun her zaman.
'' Çok konuşma sus çocuk'' demeyelim çocuklarımıza. miskin, pısırık, içine kapanık, korkak çocuklar büyütmeyelim.
Terbiyeli, efendi çocuk yetiştireyim derken, konuşamayan, derdini söylemekten utanan çocuklar yetişmesin.
Her şey bizim elimizde...

KİM UTANSIN? / ÇOCUĞUMA DOKUNMA...