her yere izler bırakan Baktığı her göz'de hayâl olan. Kalemi kanatlarıyla tutan,Çırpınışını yazılara yansıtan bir Siyah kelebeğim.Hepinizi beklerim.Hoşgeldiniz Efendim.!



29.06.2009

HANGİSİ DAHA MUTLU?


Geçen gün bir arkadaşımızın blogun'da gördüm bir kaç köy manzarası koymuş.
koyunlar keçiler oğlaklar. yalnıız ağaçlar. etrafı yeşillikler dolu patika yollar.içi hayvanlar la dolu çiftlikler.ayakları terlikli mutlu bakan çocuklar.

şöyle bir düşündüm. baktım o yırtık terliki ama mutlu çocuğun gözlerine ve yüzüne,
neden bizim çocuklarımız mutlu değil?. büyük şehirler de yaşayan çocuklarımız neden mutsuzlar.? her türlü, imkanları ellerin de var.büyük şehirler'de okullar bakımlı,imkanlar geniş,marketler bol, hertürlü oyuncak temin ediliyo, her evde artık bilgisayar var her türlü oyunu orda oynayabiliyorlar.parklar'da her türlü oyun aletleri var, kapalı lünaparklar. çocuk tiyatroları. ana sınıfı etkinlikleri.ama yinede sıkılıyorlar herşeyden buka dar sıkılan ve her şeyden çok çabuk pes eder oldular.

tabiki bunun nedenleri vardı. şehirli anneler hemen hemen hepsi çalışıyorlar.,eve yorgun geliyorlar, babalar akşam olunca ya tv karşısında maç izliyor yada bilgisayar başında vakit geçiriyorlar, anneler güzellik düşkünü olmuş,bir çok zamanın ayna karşısında geçiriyorlar.çocuk bir soru sorsa '' sus bakıyım git oyunu nu oyna'' deyip başından salıyorlar.Arkadaş sohbetlerinde '' şiişştt bizi dinleme arkadaşınla oyna '' diyip güvensizlik yaratıyorlar. Köydeki anne babalar hiç kavga etmezken şehirde ki anne baba hemen her gün ve genellikler ya maddi sorunlar yüzün den yada hangisi çocukla daha çok ilgilenilmesi gerektiği nin kavgasını yapıyorlar .

Çocukların önlerine her türlü imkanı sunup.,kendimizi rahata çıkarma çabası içersindeyiz. Ama köyde yaşayan çocuk daha mutlu elinde şehirli çocuk gibi imkan yok tek oyuncagı koyunlar kuzular, anneler evde, güzeelik meraklısı değil başında tülbenti. elleri hamurlu çocuklarının sevecek yiyecekleri yapma derdinde.

Çocuklar da sokaga çıkma korkusu yok. sabahtan akşama kadar canllı oyun arkadaşları var. şehirli her bir çocuk sanal arkadaşlık kurma çabasında. bilgisayar oyunlarıyla. şehirli çocuk gece rüyasında örümcek adamı, yada batmen görürken.

köylü çocuk o gün oynadığı koyunları kuzuları doğal hayatı görüyor rüyasında.
Anneler babalar bakımlı değil eller hojeli dudaklar boyalı değil.Yabancı parfüm kokuları fıçkırmıyor bedenlerinden. Paranın kıymetini daha çok biliyorlar onlar kriz nedir bilmiyorlar, köy yollarında trafik yok.,araba yok, büyük şehirde her yolda her köşede lüks arabalar, süslü hanımlar beyler. Çocukların üstü başı markadan geçilmiyo her yerleri marka ama yüzleri hala mutsuz.,istekleri bitmiyor. Onu isterim bunu da isterim.,ömür törpülüyorlar.

Ğeleceklerinden şüphe ederek yaşıyoruz. şimdikin den daha iyi yaşasın lar istiyoruz. hayatları zenginlik içinde geçsin istiyoruz. bir dedikleri iki olmasın gözü arkadaşı nın ayakkabasında kalmasın daha üstün olsun istiyoruz.
şehirde çocuklar okumaktan okula gitmekten sıkılır oldular. ama köyde yaşayan çocuk öylemi? yarım etek yarım gömlekle yırtık pabuç larla çogu zaman yazacak kalem bulamıyorlar .ama ellerinden kitap düşmüyo ne kadar okursan o kadar iyi dir diye öğretmiş dedeleri. şehirli çocu ğun dedesi hafta sonu torununa, ''Toysrus''' dan oyuncak alırken. köy deki dedeler. köy bakkalına gelen yeni çilek kokan bir kurşun kalem alıyorlar. Ama şehirli çocuk ''ben bu oyuncağı beğenmedim'' diye nankörlük edip 2 saat geçmeden oyuncağı kırarken. köydeki çocuk o dedesinin aldığı çilek kokulu kalemi belki yıllar boyu saklayıp kıymet biliyor.

Kimse yanlış anlamasın. burda amacım kültür ayrımı yapmak değil. ama görünen köyde klavuz istemiyor.Bir oralar da köylerde yaşayan çocuklarımıza bakalım, birde şehirde elinde her imkanı verdiğimiz çocuklarımıza.hangisi daha mutlu bakıyor. eline bir oyuncak verip 2 dakika mutluluk yaşayan.çocukla, bir de elinde kuzusu olan bir çocuğun gözlerinin içine bakın.o zaman farkedecek siniz. tabikide hadi tası tarağı toplayıp köylere gidelim demiyorum.,ama arada bir hayvan sevgisini aşılatalım evde değil hayvan dışarı da sevilir. ben hayvanları sevsemde evde hayvan beslemeye de karşı bir insanım çocuklarımıza doğal hayatı öğretmeliyiz. var ve yok arasındaki farkı öğretmeliyiz, ''hayır'' diyebilmeliyiz. Çok pahalı marka giysiler eşyalar, almamalıyız.

Pahalı birşey alsakta onun kıymetini bilmesini sağlalamız gerekiyor. Lüks ve pahalı alışveri merkezlerine değilde doğal parklara götürmeliyiz. Onlar bizim geleceğimiz. bazı zorluklara alıştırmalıyız. Çocuk hayatında sadece sınavların zorluğunu yaşamasın.

bir el marifeti öğretmeliyiz. bunlar benim fikrim katılan olur katılmayan olur. saygı da duymak lazım ... Neyse sizi daha fazla sıkmayım. :=) kendinize iyi bakın sevgiyle kalın..

3 yorum:

Dolunay dedi ki...

haklısın canım.

EBRULİ dedi ki...

ay o Taksi diil Taksim olucaktı,yolladım,tutamadım :)

EBRULİ dedi ki...

Geçmişe önem vermeyenin geleceği olmazmış ;)Arşivini dolşasıcasm biraz ben.Çok doğru canım.bu yüzden de mutlu olmuyorlar,doyumsuz yetişiyorlar işte.telli arabalara kalsalar ne yaparlardı acaba.benim plastik kel bebeklerim vardı,gözüm gibi bakardım,vitrinlerde misafirlik bardakların yanında yer alırlardı o bebekler.şimdi barbielerden geçilmiyo.ama kıymet bilmiyorlar işte.ben çocuklara hep bunu vermeye çalıştım,aldılar da sanırım.Marka takıntıları yok,pazardan 3-5 Lya tişört alıp giyiyo büyük oğlum.Hatta bi kez ,gazetede indirim ilanı görmüştüm Polo'da.Bak alalım bu montu ,kışlık montun yok demiştim.Alamayanların hakkını yiyemem,ben onu Taksi pasajlarından alırımd emişti.Çok duygulanmıştım..Boğazımızdan geçen bir lokmayı,olmayanları düşünerek yutmayı denersek,o lokmanın nasıl git gide büyüdüğünü,yutamadığımızı,o tek lokmayla doyduğumuzu anlarız.Taş gibi oturur çünkü.Off offf.hüzünlendim şimdi ben yine:)Şarkı gibi oldu,"akşam oldu hüzünlendim ben yinee :))Öptüm canım kelebeğimmm.